BEN GELDİM ÖĞRETMENİM
2026-2027 eğitim öğretim yılının ilk ders zili çaldı…
Kimi çocuklarımız büyük bir sevinç ve heyecanla okul yolunu tuttu. Kimisinin yüzünde tatlı bir telaş, kimisinin gözlerinde yeni arkadaşlara ve yeni bir yıla duyulan merak vardı.
Ama bütün çocuklar aynı duygularla yürümedi okul yollarında…
Bazıları ise kırgın, korkulu ve tedirgin adımlarla okullarının yolunu tuttu. Belki çantaları sırtlarında, kitapları ellerinde ama yüreklerinde ağır bir yük vardı.
Peki, neden?
Elbette bunun birçok nedeni olabilir. Aile, arkadaş çevresi, akademik kaygılar, sınavlar, geçmişte yaşanan olumsuzluklar…
Fakat bütün bunların yanında çok önemli bir gerçek var: Çocuğun okulda öğretmeniyle kurduğu ilişki.
Çünkü çocuk için okul, yalnızca ders anlatılan, sınav yapılan ve not verilen bir yer değildir. Okul, aynı zamanda çocuğun kendisini değerli, güvende ve anlaşılmış hissetmek istediği bir dünyadır.
Ve o dünyanın merkezinde öğretmen vardır.
Bir öğretmen, çocuğun okul sevgisinin ilk temelini atabilir. Bir tebessüm, içten bir “Günaydın”, omzuna dokunan güven veren bir el, “Sana inanıyorum.” diyen bir cümle, bazen çocuğun bütün dünyasını değiştirebilir.
Çünkü öğretmenini seven çocuk, çoğu zaman okulunu da sever.
Öğretmenine güvenen çocuk, kendisine güvenmeyi öğrenir.
Kendisine güvenen çocuk ise öğrenmekten, soru sormaktan, hata yapmaktan ve yeniden denemekten korkmaz.
Başarının yolu da işte burada başlar.
Önce sevgi, sonra güven, ardından başarı gelir.
Çocuğa sadece bilgi vermek yetmez. Ona kendisini değerli hissettirmek gerekir. Çünkü çocuk, kendisini seven ve kendisine güvenen bir öğretmenin anlattığı dersi daha kolay dinler; onun verdiği emeği daha kolay sahiplenir.
Bir çocuğun hayatında öğretmenin bıraktığı iz, bazen yıllarca silinmez.
Yıllar sonra bir yetişkin, okul sıralarını hatırladığında matematik problemlerini, tarihleri veya ezberlediği bilgileri unutabilir. Ama kendisine inanan öğretmenini unutmaz.
Belki de bir öğretmenin söylediği bu birkaç kelime, bir çocuğun hayatındaki en büyük dönüm noktası olur.
Bu nedenle sevgili öğretmenler…
Yeni eğitim öğretim yılında sınıflarınıza girerken çocuklarınızın yalnızca defterlerine, kitaplarına ve notlarına bakmayın.
Gözlerine bakın.
Çünkü bazı çocuklar “Ben geldim öğretmenim.” derken aslında sessizce şunu da söylüyor olabilir:
“Beni fark et öğretmenim.”
“Bana güven öğretmenim.”
“Beni olduğum gibi kabul et öğretmenim.”
“Beni sev öğretmenim…”
Bir çocuğun hayatına dokunmak, bazen bir müfredatı tamamlamaktan çok daha değerlidir.
Çocuklarımızın okul kapısından içeri girerken korkuyla değil, güvenle yürümelerini sağlayalım.
Onlara önce sevgiyi, sonra bilgiyi verelim.
Çünkü eğitim yalnızca akla değil, kalbe de dokunur.
Ve unutmayalım:
Sevginin olmadığı yerde eğitim eksik kalır. Güvenin olmadığı yerde başarı zorlaşır.
Öyleyse yeni eğitim öğretim yılının ilk ders zilinde bütün öğretmenlerimizin yüreğinden aynı cümle yükselsin:
“Hoş geldin çocuğum… Ben buradayım. Sana inanıyorum. Sana güveniyorum.”
Ve çocuklarımız da okul kapısından içeri girerken korkmadan, çekinmeden, gülümseyerek söyleyebilsin:
“Ben geldim öğretmenim..