AVRUPA’DA AŞIRI SAĞ SORUNU
Bugünün Avrupa’sında en büyük sorun ne yazık ki aşırı sağın yükselişe geçmesidir.
Bunun en açık örneği Almanya için Alternatif AfD Partisidir. AfD, Saksonya Anhalt Eyaletinde 6 Eylül 2026 tarihinde yapılan seçimleri yüzde 43,8 ile birinci bitirdi. Bu durum AfD için büyük bir zafer olarak algılanıyor. Peki, AfD hangi politikaları savunuyor?
AfD Almanya genelinde dışarıdan gelen göçü sınırlandırma,yı sığınmacıları sınır dışı etmeyi, İslam ve göçmen karşıtı bir politika izlemeyi, ve Avrupa ortak para birimi avrodan çıkmayı savunmaktadır.
Aslında asıl amaçları (AB) Avrupa Birliği’nden de ayrılmaktır. Çünkü AfD, 2013 yılında AB karşıtı bir parti olarak kuruldu.
AfD, “Almanya Almanlarındır” diyerek en sert politikasını eski Başbakan Merkel’in bir milyon mülteciyi Almanya’ya kabul etmesine şiddetle karşı çıkmıştı.
AfD , İslam ve göçmen karşıtlığı politikalarıyla gerek AB’den gerekse ABD’deki aşırı sağcılardan önemli destek alıyor.
Bu böyle gitmez. Elbette gitmez, gidemez.
AB ülkelerindeki bütün demokratik partiler aşırı sağa yani faşizme, nazizme karşı DEMOKRATİK B İR CEPHE kurmalıdırlar. Ve aşırı sağın bütün argümentlerini çürütmelidirler. Çünkü dünya yaşlanıyor ve genç göçmen nüfusa ihtiyacı vardır.
Kaldı ki demokrasinin, Aydınlanmanın, Rönesans’ın ve Reformun da anavatanı olan Avrupa ‘ya ne yazık ki bu durum hiç yakışmıyor.
Tarih bize şunu öğretti ki Faşist Hitler , Almanya’da Yahudileri günah keçisi olarak görüp 6 milyon Yahudiyi fırınlarda yaktı ve de İknici Dünya Savaşını çıkarttı. Bu savaşta 80 milyon insan hayatını kaybetti. Bu durum dünya tarihinde eşi görülmemiş bir vahşetti .
İkinci Dünya Savaşı, dünya kurulduğundan bugüne kadar en çok insan kaybının olduğu bir savaştır.
Öyleyse aşırı sağa, faşizme geçit vermeyelim. Çünkü faşizm savaştır. Faşistlerin her zaman bir ötekisi olmuştur. Bu durum İkinci Dünya Savaşında Yahudiler idi. Soğuk Savaş Döneminde komünistler idi. Şimdi ise göçmenler ve Müslümanlardır.
Bugün AB’de 65 milyona yakın göçmen vardır. Bunun 20 milyona yakını Almanya’da, 10 milyona yakını ise İspanya’da yaşamaktadır. Kaldı ki dünyada en çok göçmen nüfusa sahip ülke 50 milyon göçmen ile ABD’dir.
İSPANYA’YI ÖRNEK ALALIM
İspanya Başbakanı sosyal demokrat Sanchez, 13 Nisan 2026 tarihinde oturum izni olmayan 500 bin göçmene “Göçmen işgücüne ihtiyacımız var” diyerek oturum izni verdi.
Almanya ve diğer AB ülkeleri de bunu örnek almalıdır. Çünkü dünya yaşlanıyor ve gelecekte bugünden daha çok göçmene ihtiyaç olacaktır.
Bu bağlamda Almanya, Hollanda ve Avrupa’nın yurtdışından gelecek işgücüne büyük ihtiyacı vardır.
Ben bu konuyu 20 Ocak 2026 tarihinde GÖÇMENLERE İHTİYAÇ VARDIR başlıklı yazımda anlatmıştım. İsteyenler o yazımı da tekrar okuyabilirler.
Bu konuda Hollanda Hükümet Politikaları Bilimsel Danışma Konseyi (WRR) diyor ki: Dünya nüfusu yaşlanıyor. İşgücü kıtlığı giderek artmaktadır. Hollanda’nın yeni göçmen işçilere ihtiyacı vardır.
Aynı şekilde Almanya’nın ve de bütün AB ülkelerin de yabancı işçilere ihtiyacı olacaktır.
Yine WRR’nin görüşüne göre, Avrupa’nın yaşlanması yanında Hindistan ve Endonezya gibi Güneydoğu Asya ülkelerinde çalışma çağındaki insan sayısı artmaktadır. Bu bölgeler “demografik bir avantaja” sahiptirler.
WRR; Çin ve Doğu Avrupa yaşlanıyor ve küçülüyor. Örneğin, Çin’in 2050 yılında 300 milyon yeni işgücüne, göçmene ihtiyacı olacaktır. Bu sayı bugünkü 450 milyonluk AB nüfusunun üçte ikisi demektir.
Öyleyse artık yabancı düşmanlığından ve İslamofobiden vaz geçelim. Çünkü şimdi artık birlikte çalışmak, birlikte üretmek ve birlikte barış içinde yaşamak zamanıdır.
Öyleyse tam yol ileri demokrasidir. Hedef aşırı sağdan, ırkçılıktan, İslam karşıtlığından temizlenmiş bir Almanya, Hollanda, Avrupa ve dünyadır.
İnsanlık tekrar savaş istemiyor. Yaşasın barış. Yaşasın demokrasi. Yaşasın birlik, beraberlik ve kardeşlik.
Bekir CEBECİ
(Eski Güney Hollanda Eyalet Milletvekili)
18 Eylül 2026
E-mail: [email protected]