Gümüşhane
Az bulutlu
16°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
48,7911 %0.11
56,0618 %-0.08
6.889,27 %1.28
BUGÜNÜN İMZASI, YARININ HESABI

BUGÜNÜN İMZASI, YARININ HESABI

YAYINLAMA:

Kamu ihalelerinin nasıl yapılacağı, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nda ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Kanunla bir yandan kamu menfaatini korumak amaçlarken, diğer yandan da vatandaşın adil bir şekilde yarışması sağlanmak istenmiştir.

Kamu ihalelerinde ihaleyi kimin aldığının önemi yoktur. Önemli olan, yapılan ihale de kamu zararının olup olmadığı, ihalenin hangi usulle yapıldığı ve niçin bu usulün tercih edildiğidir. 

Çünkü kamu kaynakları kullanılırken tercih edilen yöntem,  teknik bir ayrıntı olmayıp; şeffaflığın, rekabetin ve kamu yararının dikkate alındığının doğrudan göstergesidir.

Gümüşhane’de kamuoyunun dikkatini çeken uygulama da tam bu noktada başlıyor. İhale bedelinden bağımsız biçimde, belirli kişi ve firmaların davet edildiği pazarlık usulü ihalelerin tercih edildiği yönündeki iddialar, doğal olarak hukuki ve idari açıdan sorgulanmayı gerektiriyor.

Önce sınırı doğru çizelim:

Pazarlık usulü yasadışı değildir. Ancak kanunun istisna olarak öngördüğü bir yöntemin alışkanlığa, kolaycılığa veya keyfî tercihe dönüştürülmesi kabul edilemez.

4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 21. maddesi, pazarlık usulüne hangi hallerde başvurulabileceğini açıkça düzenlemektedir. Doğal afet, salgın hastalık, can veya mal kaybı tehlikesi gibi ani ve beklenmeyen olaylar nedeniyle ivedi alım zorunluluğunun ortaya çıkması, savunma ve güvenlikle ilgili özel durumlar ve kanunda belirtilen diğer haller bu kapsamda değerlendirilmektedir. Maddenin 21/f bendinde ise belirli parasal sınırın altında kalan bazı mal ve hizmet alımları için özel bir düzenleme bulunmaktadır.

Ancak bu hükümler, idareye sınırsız bir “pazarlık yapma yetkisi” vermez.

Önce kanuni şart gerçekleşecek, ardından bu usul uygulanacaktır.

Bir işin idare açısından önemli olmasıyla hukuken “ivedi” sayılması aynı şey değildir. İdarenin işi bir an önce bitirmek istemesi, tek başına pazarlık usulünü haklı kılmaz. Önceden öngörülebilen bir ihtiyacın sonradan “acil” hale getirilerek bu yönteme taşınması da ayrıca incelenmesi gereken bir konudur.

Çünkü 4734 sayılı Kanun’un 5. maddesi, kamu ihalelerinde saydamlık, rekabet, eşit muamele, güvenirlik ve kaynakların verimli kullanılması ilkelerini esas almaktadır.

İşte tartışmanın düğüm noktası da buradadır.

Gümüşhane’de pazarlık usulüyle gerçekleştirilen ihalelerde kanunun aradığı şartlar gerçekten oluşmuş mudur? İhaleye davet edilen firmalar hangi objektif ölçütlere göre belirlenmiştir? Neden açık ihale yerine sınırlı katılımlı bir yöntem tercih edilmiştir? Aynı firmalar farklı ihalelerde tekrar tekrar karşımıza çıkıyorsa, bu durum kamu yararı ve rekabet ilkeleri açısından nasıl açıklanmaktadır?

Bunlar peşin suçlama değil, kamu adına sorulması gereken meşru sorulardır.

Üstelik mesele yalnızca ihale hukukuyla sınırlı da değildir. Rekabetin daraltıldığı, bazı firmaların avantajlı hale getirildiği veya ihale sürecinin önceden belirlenmiş bir sonuca yönlendirildiği yönünde somut bulgular ortaya çıkarsa, konu ceza hukuku bakımından da değerlendirilmek zorunda kalabilir.

Türk Ceza Kanunu’nun 235. maddesi, “İhaleye fesat karıştırma” suçunu düzenlemektedir. İhale sürecinde kanunda belirtilen nitelikte hileli davranışlarla rekabetin engellenmesi, bazı kişilerin ihaleye katılmasının önlenmesi, isteklilerin anlaşarak teklif vermemesinin sağlanması veya teklif şartlarının etkilenmesine yönelik belirli eylemler, diğer unsurların da oluşması halinde ceza sorumluluğuna yol açabilir. 

Üstelik bu suçlarda, suçun niteliğine göre 12-15 yıllık zamanaşımları vardır. Yani bugün bir şey olmaması, yarın Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmayacağınız anlamına gelmez. 

Devlet unutmaz. Birilerinin bugün göz yumması, yarın sizi kurtarmaz. 

Gümüşhane’de kamu ihalelerini “Kimin” aldığı bir sorumuz ya da sorunumuz değildir. 

Asıl sorular şunlardır:

Hangi usul niçin seçildi? 

Rekabet nasıl sağlandı? 

Davet edilen firmalar hangi ölçütlerle belirlendi? Kamu yararı nasıl korundu?

Bir ihale gerçekten kanunun öngördüğü şartlar nedeniyle pazarlık usulüyle yapılmışsa, bunun hukuki gerekçesi açıkça ortaya konulmalıdır. Davet edilen firmaların belirlenme kriterleri de kamuoyuyla paylaşılmalıdır.

Şeffaflık tam da burada başlar.

Açıklama yapıldığında hem idarenin üzerindeki soru işaretleri azalır hem de kamuoyunun güveni güçlenir. Buna karşılık kanuni şartları bulunmayan işler sürekli pazarlık usulüne taşınıyor, rekabet daraltılıyor ve belirli firmalar tekrar tekrar aynı masada buluşuyorsa, bu tabloyu sorgulamak yalnızca gazetecilerin değil, bütün vatandaşların hakkıdır.

Çünkü kamu ihalesi, kamu adına yapılan bir işlemdir; birkaç kişinin arasında gerçekleştirilen özel bir pazarlık değildir.

Kamu parasının sahibi vatandaştır.

Vatandaşın sorusu da son derece basittir:

“Neden açık ihale değil?”

Bu soruya verilecek cevap, çoğu zaman ihalenin kendisinden daha önemlidir. Çünkü kamu yönetiminde güven, yalnızca “Kanuna uyduk” demekle sağlanmaz.

Güven, kanuna nasıl uyulduğunu göstermekle, soruları cevaplamakla olur. 

Kamunun menfaatini korumak yetkilinin görevi, hesabını sormak vatandaşın en doğal hakkıdır.

Unutmayınız.. Bugün ‘bir şey olmaz’ diye atılan imza, yarın hesabı sorulan bir dosyanın en önemli belgesi olabilir. 

18.09.2026 Av. Ali Haydar DERELİ

Son Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız