Gümüşhane
Az bulutlu
17°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
49,3882 %-0.00
55,3753 %0.01
6.603,67 %-0.05

“SÖĞÜTLÜ BELDESİ TARİHİ VE KÜLTÜRÜ” KİTABIM ÜZERİNE

(35 YILDIR YAYINLANMAYI BEKLEYEN BİR ESER)

Anadolu’nun bağrında, yeşille suyun, tarihle kültürün iç içe geçtiği bir kadim yerleşim: Söğütlü... Halkın köklü hafızasındaki adıyla; İlaç köyü... Beldeyi ikiye bölen Küçük Çay’ın iki yakasından başlayıp Kelkit Çayı’na kadar uzanan söğüt ağaçları, buraya sadece adını vermedi; aynı zamanda şifa yüklü tarihini de yazdı. Osmanlı döneminde bu söğütlerin kabukları kaynatılır, dertlere derman, ağrılara aspirin olurdu. İşte bu yüzden bu topraklar, asırlar boyu "İlaç" diye anıldı.

Söğütlü’nün hikâyesi, Peçenek Türklerinin kavimler göçünden sonra başlar bu topraklarda. Anadolu bir uçtan bir uca köhnemiş Doğu Roma’nın otoritesinden uzak ıssız topraklarda kök salar. 1071’den asırlar öncesinde bu topraklar Peçenek Türklerinin yurdudur. Malazgirt savaşında Alparslan’ın ordusuna katılan 5 bin kişilik üstün savaşçı Türk birliği, Anadolu’nun binlerce yıllık gerçek sahiplerini göstermiştir. Karadeniz bir uçtan bir uca Türk hakimiyetiyle şereflenirken bir avuç Pontus dışında Türklerden başka kimse yoktur bu topraklarda. 14. yüzyılda Oğuzların yiğit Çepni boyunun (Türkmen) bu vadileri yurt edinmesiyle başlar. Fatih Sultan Mehmet Han’ın Karadeniz’i bir Türk gölü haline getirdiği o ihtişamlı dönemde Osmanlı mülküne katılan bölge, Yavuz Sultan Selim zamanında "Vilayet-i Çepni" sınırlarına dâhil edilir.

Akkoyunlu Beyliğinin vakıf arazisi olan Söğütlü Ernek Yaylası, Osmanlı Devleti zamanında Osmanlı şehzadesi Yavuz Sultan zamanında Şehzadenin ordusuna at yetiştiren stratejik bir merkeze dönüşür. 

Türkistan’dan yola çıkan Peçenek ve Çepni Türkleri, sahil şeridini aşarak Kaçak Suyu ve Direk Taşı mevkilerinde ilk ocaklarını tüttürürler. 1642 yılına gelindiğinde, Osmanlı kayıtlarında 12 haneli mütevazı bir tıp ve tarım yerleşkesidir İlaç Köyü...

Bu topraklara ilk ayak basan boy, Avşaroğulları’dır. Hemen ardından Peçenek Türk’ü Kilki Bey’in idaresindeki Çepni Türkmenleri sistemli bir şekilde yerleşir köye. Ardı ardına gelen sülalelerle Söğütlü; Çepni, Avşar, Eymür, Begdili, Tatar ve Karakalpak boylarının kardeşçe harmanlandığı tam bir Türkmen yerleşkesine dönüşür.

Bu köklü miras sadece isimlerde değil, dilde de yaşar. Söğütlü insanının ağzından dökülen; ağabey anlamındaki "ici", su vermek anlamındaki "sıvarmak", koşmak anlamındaki "seğirtmek" ya da yıkanmak anlamındaki "çimmek" sözcükleri, Göktürk yazıtlarından kopup gelen asırlık birer emanettir.

Söğütlü’nün gözbebeği, Ernek Yaylası’dır. Burası sadece hayvanların taze otla buluştuğu, sütün, peynirin, tereyağının üretildiği bir merkez değil; her yıl binlerce insanı buluşturan düğün havasında bir kültür şenliğidir.

Yaylanın bereketi, Söğütlü mutfağında sanata dönüşür. Un, maya, yağ ve su... Bu kısıtlı malzemelerden Sac Ketesi, Fırın Ketesi, Katmer ve Bişi gibi birbirinden tamamen farklı lezzetler üreten bir yaratıcılıktır Söğütlü mutfağı... Kimi zaman bir tas sıcak Fitî Çorbası olur, kimi zaman imece usulüyle açılan Sironve Su Böreği ile toplumsal dayanışmaya dönüşür.

 

Yerleşim yerlerini asıl var eden; onun dilidir, dünün unutulmaya yüz tutmuş ninnileridir, sac üstünde pişen ketesinin kokusu ve Göktürklerden bu yana bozulmadan taşınan o asil söz varlığıdır.

35 yıllık bir emeğe, iğneyle kuyu kazar gibi işlenmiş sözlü tarih görüşmelerine ve titiz folklorik çalışmalara dayanan Söğütlü Beldesi Tarihi ve Kültürü adlı eser, Söğütlü’nün sadece bir köy veya belde olmadığını; kökleri Türkistan’a, Çepnilere, Avşarlara uzanan devasa bir kültür kalesi olduğunu bütün dünyaya ilan etmektedir. Tabii okumasını bilenler için…

    19972000

Geçmişi şifa, bugünü köklü bir kültür mirası olan Söğütlü; asırlardır Kelkit’in sularıyla yıkanan, Göktürklerin diliyle konuşan ve Çepni Türkmen geleneğini gururla geleceğe taşıyan, yaşayan bir belgeseldir. Beldem üzerine yaptığım sözlü tarih çalışmam, folklorik derlemelerim ve tarihi kaynaklarla zenginleştirdiğim bu kitap, Söğütlü’nün ölümsüz kaynağı olarak sonsuza dek şahitlik edecektir. 

 “Söğütlü Beldesi Tarihi ve Kültürü” üzerine yapmış olduğum çalışma, Gümüşhane’nin Kelkit ilçesine bağlı Söğütlü beldesinin tarihî, sosyal, kültürel ve etnografik yapısını kapsamlı bir şekilde kayda geçiren nitelikli bir yerel monografi örneğidir. Eser, yalnızca coğrafi ve istatistiki bilgiler sunmakla kalmayıp beldenin manevi mirasını, sözlü kültürünü ve toplumsal hafızasını nesiller boyu koruyacak geniş bir külliyat niteliği taşımaktadır. Kitabımın içerik yapısı ve ele aldığı konular şu şekilde özetlenebilir:

Coğrafi, İdari ve Genel Yapı (1 ve 3. Bölümler)

Eserin giriş bölümlerinde Söğütlü Beldesi’nin coğrafi konumu, sınırları, yüzölçümü, nüfus yapısı, yerleşim biçimi, il haritası, krokiler ve uydu fotoğrafları eşliğinde detaylandırılmaktadır. Yerleşimin coğrafi ve idari sınırları Kelkit ilçesi bağlamında ele alınırken, bölgenin deprem haritası ve fiziki yapısı da görsel/haritasal materyallerle desteklenmektedir.

Tarihsel Arka Plan ve Soy Kütüğü (2, 3 ve 6. Bölümler)

Söğütlü’nün tarihi; Oğuz Türkleri, Türklerin Anadolu’ya ve Doğu Karadeniz’e yerleşme süreçleri, şecere ve soy ağacı araştırmaları ışığında incelenmektedir. 16. yüzyıl Gümüşhane arşiv belgeleri ve 1876 İlaç Köyü Nüfus Kütüğü gibi resmî arşiv kaynaklarından yararlanılarak beldenin köklü tarihi, ilk yerleşen idari/siyasi yapılar ve sülalelerin göç yolları belgelenmektedir.

İşgal Dönemi, Güvenlik ve Kurumsal Hayat (4. Bölüm)

Bu bölümde, Söğütlü’de Rus ve Ermeni zulmüne tanıklık eden canlı tanıkların anlatımlarına yer verilerek beldenin yakın tarihsel hafızası canlandırılmaktadır. Ayrıca beldedeki güvenlik yapısı, sağlık hizmetleri (Aile Sağlığı Merkezi), eğitim tarihi, ilk eğitimci ile yapılan söyleşiler, Söğütlü İlköğretim Okulu, akademisyen/eğitimciler, Merkez Camii, din görevlileri, beldenin yetiştirdiği şehitler ve toplum yapısını tahlil eden anket değerlendirmeleri yer almaktadır.

Fiziki Çevre, İklim ve Doğal Yaşam (5. Bölüm)

Beldenin iklim özellikleri, ulaşım ağları, su kaynakları, bitki örtüsü ve faunası bu bölümde ele alınmaktadır. Ayrıca tarihi mekânlar, doğal yaşam ve beldede süregelen geleneksel av kültürü detaylı bir biçimde işlenmektedir.

Geçim Kaynakları ve Ekonomi (7. Bölüm)

Söğütlü’nün ekonomik yaşamının temeli olan tarım ve hayvancılık faaliyetleri, yaylacılık geleneği (Söğütlü Ernek Yaylası) ve ormancılık çalışmaları ekonomik boyutlarıyla incelenmektedir.

Sosyal Yaşam, Gelenekler ve İnanışlar (8, 9 ve 10. Bölümler)

Beldede yaşamın dönüm noktalarını oluşturan doğum, evlenme ve ölüm gelenekleri; zengin Söğütlü mutfağı, halk inanışları ve "Dıdırellez" gibi geleneksel takvim uygulamaları aktarılmaktadır. Bunun yanı sıra halk edebiyatının zengin örnekleri olan türküler, maniler, ninniler, bilmeceler, atasözleri, deyimler, dualar, ağıtlar ve destanlar bir araya getirilmiştir. Halk oyunları, düğün eğlenceleri, çocuk ve yetişkin oyunları ile geleneksel giyim-kuşam kültürü de bu başlık altında detaylandırılmıştır.

Onomastik (İsim Bilgisi) ve Toplumsal Hafıza (11 ve 13. Bölümler)

Eserde beldedeki kişi isimleri, soyisimleri, sülale adları, lakaplar, yer/mekân isimlerinin yanı sıra fırıncılar, bakkallar, meslek sahipleri, cirit oyuncuları gibi toplumsal hayatta iz bırakan şahsiyetler kayıt altına alınmıştır. Ayrıca beldenin manevi lideri Molla Muharrem ve kaynak kişilerin aktarımları ile yerel hafıza somutlaştırılmıştır.

Dil, Ağız Özellikleri ve Derleme Çalışmaları (12. Bölüm)

Söğütlü’de konuşulan Öz Türkçe kelimeler, yöresel ağız özellikleri, kelime kadrosu, fiil çekimleri ve ses değişimleri dil bilimsel bir bakış açısıyla incelenerek yerel kelime hazinesi koruma altına alınmıştır.

Değerlendirme, Kaynakça ve Arşiv Belgeleri (14 ve 15. Bölümler)

Eserin son bölümlerinde kitaba dair görüşler, yararlanılan zengin kaynakça, arşiv belgelerinin tıpkıbasımları (ekler) ve beldeden "tanıdık yüzler"i içeren görsel albüm yer almaktadır.

Söğütlü Beldesi’nin coğrafyasından folkloruna, tarihinden dil özelliklerine kadar her yönünü titizlikle ele alan, sözlü tarihi yazılı belgeyle buluşturan ve Doğu Karadeniz/Gümüşhane bölge araştırmaları için kıymetli bir başvuru kaynağı niteliğindedir.

Şunu çok iyi bilmek gerekir ki ne yollar ne parklar ne binalar ne de ziyafetler kalıcıdır. Kalıcı olan eserlerdir. Bir gün gelir ve bütün yapılan hizmetler unutulur. Ancak bir kitap, bir dergi, bir şiir sonsuza kadar yaşar. Örnek verecek olursak dünya tarihinde en büyük medeniyetlerden bile geriye yalnız eserler kalmıştır. Yöneticilerin bu gerçeği görmesi ve ona göre tavır takınması gerekmektedir. Söğütlü Beldesi üzerine yaptığım araştırma eserim 265 sayfalıktır. Tam 35 yıldır da yayınlanmayı beklemektedir. Benden bazı yayın evleri bu eseri istedi. Ancak ben bu eseri yalnızca Gümüşhane’mizden bir kurum, kuruluşa layık görüyorum. Bakalım bu kitabı kim fark edecek ve yayınlama şerefine nail olacak! 

         Muzaffer ARSLAN

              Şair-Yazar

Kaynak: Muzaffer ARSLAN, Söğütlü Beldesi Tarihi ve Kültürü, Sayfa 120-121Erzurum-1997

Son Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız