Gümüşhane
Az bulutlu
18°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
49,7746 %0.08
55,8683 %-0.14
6.384,76 %-0.62
SONSUZ BİR İHTİRAS, SIFIR BİR HAFIZA: UYANIKLAR CENNETİ

SONSUZ BİR İHTİRAS, SIFIR BİR HAFIZA: UYANIKLAR CENNETİ

Ekranlarda günlerdir yeni bir dolandırıcılık hikâyesi dönüp duruyor. O şık takımlı, "finans dehası" maskeli yüzleri ilk gördüğümde, itiraf edeyim içimde yine bir umut kıpırdadı. Acaba genç yaşta başarı hikâyesi yazan birileri mi doğuyor diye gururlandım. Ne yazık ki gerçeği öğrenince sevincim yerini karamsarlığa bıraktı. Ortada yine bir zekâ vardı ama bu kez borsa koridorlarında gezen yeni nesil üçkâğıtçıların zekâsıydı.

Dünün "tombik oğlanı" sanal ineklerle dünyayı götürürken, bugünün uyanıkları gizli fonlar ve borsa masallarıyla sahne alıyor. Yöntemler değişse de o kadim soru baki: Bunca insan, bu fahiş kâr vaatlerine nasıl kanıyor? Tam da bu noktada, bizim Küçük Ali’nin meşhur ölü eşek hikâyesini hatırlamak gerekiyor.

Hani Ali, yaşlı bir çiftçiden 500 liraya bir eşek satın alır ama eşek sabahına ölür ya... Çiftçi "Paranı yedim, eşek de öldü" deyince, Ali bozuntuya vermez: "Ben eşeği yine de istiyorum, ölü olduğunu söylemeden tombala düzenleyip satacağım" der. Bir ay sonra karşılaştıklarında Ali paraya para dememiştir. 10 liradan 500 kişiye bilet satıp 5000 lira kazanmıştır. Çiftçi şaşkınlıkla sorar: "Peki, eşeğin ölü olduğunu anlayınca kimse tepki göstermedi mi?" Ali güler: "Yok yahu... Sadece piyango kime çıktıysa o biraz parladı, ona da bilet parasını iade ettim, sevindi!"

Şimdi ise bizim Küçük Ali büyüdü; dün sanal çiftliklerde inek sağdı, bugün ise borsada "yüksek getiri" vaat eden gizli fonlarla sahne aldı. Aslında bizim uyanık sandıklarımızda paralarını aynı fona yatırmıştı. Fondan ne zaman çıkacaklarını önceden haber alanlar zamanında gemiyi terk edip paralarını yüz kat artırdılar. Ne olup bittiğini bilmeyen bizim saflar ise içeride kalınca bütün birikimleri bir gecede yok oldu. Yani anlayacağınız bu memlekette ölü eşeklerin sırtından para kazananlar da, o tombala biletine umut bağlayanlar da hiç bitmeyecek.

Çünkü bizim insanımız balık hafızalı. Dersi hep sınıfta kaldıktan sonra alıyoruz. Hatırlayınız; Galata Kulesi’ni, Boğaz Köprüsü’nu satan Sülün Osman’ı, 18 yaşındaki Banker Yalçın’ı, koca holdingleri sallayan Banker Kastelli’yi, Jet Fadıl’ları... Gurbetçilerin alın terini holding sömürüsünde eritenleri, başbakanları örtülü ödenekten dolandıran Parsadan’ları görmedi mi bu millet? Üstelik bu dolandırıcıların el üstünde tutulduğunu, meydanlarda alkışlandığını dün gibi hatırlıyoruz.

Şimdi ise sahne daha elit, daha yanardöner. Akrabasına borç verirken kırk dereden su getiren, komşusuna güvenmeyen o "sağlamcı" akıllılarımız; nasıl oluyor da paralarını kimsenin görmediği, sanal borsa fonlarına, yüksek faizli gizli hesaplara bavullarla yatırabiliyor?

Sonra ne oluyor? Fonun ağa babaları, bizim uyanıkların servet katlama rüyalarını çuvallayıp sırra kadem basıyor. Bizimkilere de ekran başında ağlamak kalıyor. Ah ihtiras, sen yok musun; kolay yoldan, emek vermeden köşe dönmek isteyen uyanıkları ne hallere düşürüyorsun!

Cennet bir ülkede yaşıyoruz vesselam. Ama maalesef, emeksiz zengin olma hayali kuran uyanıkların cenneti burası. Bunca ahmak, bunca kısa yoldan zengin olma heveslisi oldukça; dün Çiftlik Bank kurulur bugün sahte borsa fonları patlar, yarın ise başka bir tuzakla devam eder.

Bize de biraz feraset, biraz basiret ve en çok da kanaat yahu demek düşüyor. Demek ki bunca aldatılmadan, dökülen bunca gözyaşından zerre kadar ders alınmamış. Anlaşılıyor ki, biz alın terinin kutsallığına inanmadıkça, kolay paranın peşinde koştukça bu ülkede daha çok hayali fonlar kurulacak, çok ocaklar sönecek. Kolay kazanma hayali, sen nelere kadirmişsin böyle... Dün bir tombik oğlana, bugün fon cambazlarına düşürdün ya adamlığımızı; daha bundan büyük ders mi olur?

Selam ve Sevgiler

Son Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız