Bir ömürlük tecrübeden, geleceğe bir duruş çağrısı…
Kalem elde, fikir meydanda, hakikat önümüzde! Öyleyse susmak niye, düşünmekten korkmak niye, doğru bildiğimizi söylemekten çekinmek niye?
İnsan dünyaya yalnızca yaşamak için gelmez; anlamak, anlatmak ve ardında bir iz bırakmak için de yaşar. Kimi servet biriktirir, kimi makam peşinde koşar, kimi de ömrünü bir düşüncenin, bir davanın, bir hakikatin peşinde geçirir. Yıllar bana şunu öğretti: Makam geçer, servet el değiştirir, alkış diner; fakat insanın arkasında bıraktığı doğru söz, eser ve güzel iz yaşamaya devam eder.
Kalem elde demek, eline kalemi alıp kâğıdı doldurmak değildir. Söylediğinin sorumluluğunu üstlenmek, yazdığının arkasında durmak ve gerektiğinde kendi yanlışını da kabul edebilmektir.
Fikir meydanda demek, herkesin aynı düşünmesini beklememektir. Farklı düşünceyi düşmanlık saymadan tartışabilmek, eleştiriden korkmamak, aklı ve vicdanı birlikte kullanabilmektir. Fikirlerin susturulduğu yerde gelişme yavaşlar; soruların yasaklandığı yerde yanlışlar kök salar.
Hakikat her zaman rehberimiz olmalıdır.Önümüzde demek ise en zor sınavı kabul etmek demektir.. Hakikat, bizim hoşumuza gidene göre biçim değiştirmez. Bazen savunduğumuz düşüncenin eksik olduğunu gösterir, bazen yıllardır inandığımız bir yanlıştan dönmemizi ister. Varsa serde ogunluk, gerçeği yalnız başkasında aramak değil, gerektiğinde kendimizde de arayabilmektir.
Ey sözü olan insan! Makamın, unvanın, servetin olabilir. Fakat bunların hiçbiri sana hakikatin sahibi olma hakkı vermez. Güçlü olmak, her söylediğini kabul ettirmek değildir; yanlış yaptığında geri adım atabilmektir. Cesaret, yalnızca yüksek sesle konuşmak değil, kimsenin alkışlamadığı zamanlarda da vicdanının sesini duyabilmektir.
Ömrümün bana öğrettiği şudur: İnsanların gönlünü kazanmak için hakikatten vazgeçme; hakikati savunmak için de insanlığı unutma. Kalemin keskin olabilir ama vicdanın körelmesin. Sözün sert olabilir ama adalet duygun eksilmesin. Eleştir ama haksızlık etme; karşı çık ama karalamaya kalkışma.
Çünkü kalemin gerçek gücü, kaç kişiyi susturduğunda değil, kaç kişiyi düşündürdüğünde ortaya çıkar.
Benim çağrım gençlere de, yönetenlere de, yazanlara da, okuyanlara da: Düşünün, sorgulayın, okuyun, üretin! Kolay alkışların değil, sağlam fikirlerin peşinden gidin. Her duyduğunuza inanmayın; her inandığınızı da sorgulanamaz sanmayın. Unutmayın, bir toplumun geleceğini yalnızca binaları değil, düşünmeye cesaret eden insanları kurar.
Ve şimdi sözümüzü mühürleyelim:
Kalem elde olacak; çünkü anlatacaklarımız var. Fikir meydanda olacak; çünkü konuşulması gereken meseleler var. Hakikat rehberimiz olacak. Çünkü hiçbir makam, hiçbir menfaat ve hiçbir alkış hakikatten daha kıymetli değildir.
Ben yaşadım, gördüm, öğrendim; yazdım, anlattım, eser vermeye çalıştım. Şimdi biliyorum ki insanın asıl mirası, ardında bıraktığı iz kadar, o izin hangi değerlerle çizildiğidir.
Kalem elde, fikir meydanda, hakikat önümüzde!
Eğilmeden, iz bırakarak…
Yusuf SADIK
Eğitimci Yazar – Gazeteci
Emekli Millî Eğitim Müdürü