Gümüşhane Belediyesinin bu hafta düzenlediği 3. Kitap Fuarı, şehrimize kültürel katkı sunarken, sosyal hayata da hareketlilik kazandırdı. Söyleşiler ve şiir dinletileri arasında, her yaştan insanı kitaplarla buluşturdu.
Fuarın, değerli hocamız, şair ve yazar Talat Ülker’in adına düzenlenmesi son derece isabetlidir. Entelektüel birikimi, şiir alanındaki ulusal ve uluslararası başarıları ve şehrimizin kültür hayatına katkılarıyla Ülker, “Gümüşhane’nin Dede Korkut’u” olarak anılmayı hak ediyor.
Emeği geçenleri tebrik ediyor, fuarın gelenekselleşmesini diliyoruz.
Gümüşhane’de askerî birlik kurulacağı haberi de büyük heyecan yarattı. Şehir ekonomisine katkı sağlaması beklenen bu projenin müjde olarak kalmayıp bir an önce somut yatırıma dönüşmesini bekliyoruz.
Yıllardır atıl durumda bulunan eski hastanenin yerine çok yönlü bir sağlık kompleksi yapılacağının açıklanması da sevindirici. Vekillerimizden beklenen, mutad doktor atamaları yerine, bu tür yatırım müjdeleri vermektir.
Aynı adımların eski adliye binası ve eski terminal alanı için de atılmasını istiyoruz.
Elbette güzel işleri takdir etmek gerekir. Ancak eksikleri dile getirmek ve verilen sözlerin takipçisi olmak da en az bunun kadar önemlidir. Çünkü şehirler vaatlerle değil, hayata geçirilen yatırımlarla kalkınır.
Öyleyse sormak zorundayız: Müjdeler güzel, peki projeler ne zaman tamamlanacak? Gümüşhane bu yatırımların faydasını ne zaman görecek?
Şehrimiz yıllardır trenin yolunu gözlüyor, Süleymaniye Kayak Merkezi’ni bekliyor. Üç yıldır açılması beklenen İdare Mahkemesinin faaliyete geçmesini, dokuz yıldır açılacağı söylenen spor salonunun kapılarının açılmasını istiyor. Ölüm yolunda korkmadan seyahat etmek, tünellerin ve havalimanının tamamlandığını görmek istiyor.
Bütün bu beklentiler, aynı soruyu gündeme getiriyor: Yıllardır verilen sözler neden hâlâ yerine getirilmiyor ve Gümüşhane bu gecikmeler yüzünden neler kaybediyor?
Nüfus kaybeden, gençlerini tutamayan ve ekonomik göstergeleriyle geride kalan bir şehirde yalnızca müjdeleri konuşmak yetmez. Yapılmayanları, geciken projeleri ve bunların şehrin geleceğine etkilerini de konuşmak gerekir.
İşte bu noktada, yönetimde ve siyasette eleştiriye tahammülün önemi ortaya çıkıyor. Çevresinde yalnızca kendisini alkışlayanları isteyen siyasetçi, zamanla gerçekleri değil, duymak istediklerini duymaya başlar. Yanlışlarını söyleyenleri uzaklaştırıp her sözünü onaylayanları yanına aldıkça sorunları görme ve düzeltme imkânını da kaybeder.
“Hükümdarın etrafı dalkavuklarla dolunca, hakikat saraydan kovulur.” sözü, her yöneticinin üzerinde düşünmesi gereken bir gerçeği anlatıyor. Eleştiriyi düşmanlık, övgüyü başarı sayan anlayış, şehrin gerçek ihtiyaçlarını gözden kaçırır. Oysa yapıcı eleştiri, yanlışları düzeltmenin ve doğruya ulaşmanın vazgeçilmez araçlarından biridir.
Biz Gümüşhane için açıklanan müjdeleri elbette alkışlayacağız. Ancak projelerin ne zaman tamamlanacağını sormaktan, yıllardır yerine getirilmeyen sözleri eleştirmekten de vazgeçmeyeceğiz. Çünkü memleket sevgisi, yapılanı takdir etmek kadar, yapılması gerekeni ısrarla talep etmeyi de gerektirir.
Gümüşhane’nin ihtiyacı; verilen müjdelerin hayata geçirilmesidir. Alkışlara mutlu olduğumuz kadar, eleştiriye de açık olarak…
23.10.2026 Av. Ali Haydar DERELİ