Gümüşhane
Parçalı bulutlu
13°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
49,7921 %0.07
55,6583 %0.03
6.407,34 %-0.29

ERNEK YAYLASI: YEŞİLİN VE HUZURUN YAYLASI

“Vatan, Antalya'da bir mavi su,

Posof'ta bir çorak tarla,

Gümüşhane'de bir yemyeşil bahçedir.

Vatan, Sivas yaylasında yıldız bakışlarıyla aydınlanan, ıpıssız bir gecedir.” (N.Ö)

Vatan, gece ay ile aydınlanmış, yıldızlarla donanmış,

Serin yaz akşamlarında huzurla dolan;

Kuzu, koyun, inek, sığır, tosun sesleriyle yankılanan

Söğütlü beldesi Ernek Yaylası'dır.

“Vatan, Kelkit'te bir kardeş mezarı,

Zonguldak'ta bir maden işçisi,

Rize'de çay toplayan bir gelin ve seccadesinde namaz kılan bir ihtiyar annedir.” (N.Ö)

Vatan, yemyeşil vadisinde taze mantarları derlenen,

Soğuk pınarlarından buz gibi sular içilen,

Çocukların ve genç kızların neşeyle şenlendiği

O bereketli topraklar, canım Ernek Yaylam'dır.

Muzaffer ARSLAN

Karadeniz’in saklı cennetlerinden biri olan Gümüşhane'nin Kelkit ilçesine bağlı Ernek Yaylası, yüksek bir platonun üzerinde, doğanın tüm cömertliğini gözler önüne seren eşsiz bir doğa harikasıdır. Ankara’nın kuru sıcağından ve şehir gürültüsünden uzaklaşarak ulaşılan bu yüksek yayla, şehirden kaçıp doğayla baş başa kalmak isteyenler için kusursuz bir kaçış noktasıdır.

Geçmiş yıllarda uzun süre Belediye Başkanlığı yaparak beldenin temellerine ilk harcı koyan Sayın Numan KARA’nın öncülüğünde başlayan hizmet yarışı, her biri diğerinden çalışkan üç belediye başkanları ile Söğütlü’nün kaderini değiştiren bir vizyona dönüşmüştür. Beldenin ufuk açan, ilkeli duruşuyla belediyeciliğe adeta yeni bir çehre kazandıran ve üretkenliğiyle anılan hizmet adamı Sayın Salim KOÇ, bu bayrağı devralarak beldeyi ve Ernek Yaylası'nı hak ettiği modern değerlerle buluşturmuştur; onun bu kutsal hizmet mirasını devralan varisi, memleket sevgisi ve çalışma azmiyle tanınan Sayın İsa KOÇ ise doğaya verdiği akılcı önem ve vizyoner projeleriyle bu hamleyi taçlandırmıştır. Bu güçlü ve kesintisiz hizmet zinciri sayesinde Ernek Yaylası, sahip olduğu eşsiz doğallığını, otantik dokusunu ve berrak sularını tek bir zerre bile yitirmeden korumayı başarmış; aynı zamanda çağdaş ve sürdürülebilir modern olanaklara kavuşarak hem bugünün insanına huzur veren bir sığınak hem de gelecek nesillere bırakılacak gurur dolu bir eser hâline gelmiştir.

Diğer ünlü Karadeniz yaylalarına kıyasla daha sakin ve huzurlu bir yapısı bulunan Ernek Yaylası, çok fazla turistik yapılaşmaya maruz kalmadığı için doğal dokusunu ve otantik atmosferini korumayı başarmıştır. Yaylaya varır varmaz ciğerlere çekilen taptaze ve serin hava, şehrin tozunu ve tüm yorgunluğu bir anda silip süpürür. Yayla evleri, tahtadan yapılmış ve taş temeller üzerine inşa edilmiş sade yapılarıyla yüzyıllardır var olmanın hikâyesini anlatır.

Yaylanın en dikkat çekici özelliklerinden biri, geniş çayırları ve irili ufaklı tepeleridir. Yeşilin her tonunun bezendiği bu geniş alanlarda, Karadeniz’in kendine has sisli atmosferi ve Erzincan’dan esen serin rüzgârlar insanı karşılar. Yayla hayatının can damarını oluşturan küçükbaş hayvan sürüleri, kuzular ve danalar bu coğrafyaya ayrı bir neşe katar. Yumuşak tüyleriyle çayırların üzerinde sevimlice zıplayan kuzular, günün ilk ışıklarıyla altın rengi bir hâle bürünür. Bir zamanlar Ernek çimenlerini şenlendiren Mandalar ve sığırlar ise yavaş ve ağır adımlarla dolaştıkları yeşil çayırlarda doğanın zenginliğini simgeler.

Yaz mevsiminin ortalarına yaklaşırken Ernek Yaylası’nın yamaçları, taze çam ve meşe ağaçlarının arasında mantarlarla dolup taşar. Serin rüzgârlar eşliğinde çıkılan mantar toplama yürüyüşleri, doğanın sürprizleriyle dolu keyifli bir hazine avına dönüşür. Dağların eteklerinden fışkıran serin su kaynakları ve berrak çeşmeler ise sıcak yaz günlerinde ferahlık sunarken, aynı zamanda insanları bir araya getiren sosyal birer buluşma noktası işlevi görür.

Yaylanın ortasında parıldayan, mavi ile yeşilin buluştuğu gölü, Ernek Yaylası’nın en büyüleyici köşelerinden biridir. Güneş ışığıyla gün boyu renk değiştiren bu göletin çevresi; mor, sarı ve kırmızı çiçeklerle bezenmiş bahçeleriyle göz alıcı bir tablo sunar. Suyun yüzeyinde zarif hareketlerle yüzen renkli balıkları izlemek, ziyaretçilere adeta bir meditasyon huzuru verir. Göletin etrafındaki düzenlemeler ve yeşillikler, insanlara kitap okuyup dinlenebilecekleri sakin alanlar yaratır.

Dağların ve yeşilliklerin ortasında yükselen küçük camisi, yaylanın manevi değerini ve huzur dolu atmosferini tamamlar. Ahşap ve taş malzemelerle inşa edilen bu sade yapı, doğanın sesleri ve kuş cıvıltılarıyla bütünleşerek ziyaretçilere ruhlarını tazeleyebilecekleri sakin bir sığınak sunar.

Ernek Yaylası, misafirperver yöre halkının ikram ettiği taze yayık tereyağı, peynir ve demlenmiş çay eşliğinde yapılan sıcak sohbetlerle daha da anlam kazanır. Burası sadece bir coğrafi konum değil; doğanın sadeliğinde, kuş cıvıltılarının, dere seslerinin ve rüzgârın hışırtısının oluşturduğu bir doğa senfonisidir. Ankara’dan başlayan bu yolculuk; arınma, yenilenme ve doğayla yeniden bağ kurma deneyimi olarak hafızalarda iz bırakır.

Karadeniz’in saklı cennetlerinden biri olan Gümüşhane'nin Kelkit ilçesine bağlı Ernek Yaylası, yüksek bir platonun üzerinde, doğanın tüm cömertliğini gözler önüne seren eşsiz bir doğa harikasıdır. Ankara’nın kuru sıcağından ve şehir gürültüsünden uzaklaşarak ulaşılan bu yüksek yayla, şehirden kaçıp doğayla baş başa kalmak isteyenler için kusursuz bir kaçış noktasıdır.

Diğer ünlü Karadeniz yaylalarına kıyasla daha sakin ve huzurlu bir yapısı bulunan Ernek Yaylası, çok fazla turistik yapılaşmaya maruz kalmadığı için doğal dokusunu ve otantik atmosferini korumayı başarmıştır. Yaylaya varır varmaz ciğerlere çekilen taptaze ve serin hava, şehrin tozunu ve tüm yorgunluğu bir anda silip süpürür. Yayla evleri, tahtadan yapılmış ve taş temeller üzerine inşa edilmiş sade yapılarıyla yüzyıllardır var olmanın hikâyesini anlatır.

Yaylanın en dikkat çekici özelliklerinden biri, geniş çayırları ve irili ufaklı tepeleridir. Yeşilin her tonunun bezendiği bu geniş alanlarda, Karadeniz’in kendine has sisli atmosferi ve Erzincan’dan esen serin rüzgârlar insanı karşılar. Yayla hayatının can damarını oluşturan küçükbaş hayvan sürüleri, kuzular ve danalar bu coğrafyaya ayrı bir neşe katar. Yumuşak tüyleriyle çayırların üzerinde sevimlice zıplayan kuzular, günün ilk ışıklarıyla altın rengi bir hâle bürünür. Manda ve sığırlar ise yavaş ve ağır adımlarla dolaştıkları yeşil çayırlarda doğanın zenginliğini simgeler.

Yaz mevsiminin ortalarına yaklaşırken Ernek Yaylası’nın yamaçları, taze çam ve meşe ağaçlarının arasında mantarlarla dolup taşar. Serin rüzgârlar eşliğinde çıkılan mantar toplama yürüyüşleri, doğanın sürprizleriyle dolu keyifli bir hazine avına dönüşür. Dağların eteklerinden fışkıran serin su kaynakları ve berrak çeşmeler ise sıcak yaz günlerinde ferahlık sunarken, aynı zamanda insanları bir araya getiren sosyal birer buluşma noktası işlevi görür.

Yaylanın ortasında parıldayan, mavi ile yeşilin buluştuğu gölü, Ernek Yaylası’nın en büyüleyici köşelerinden biridir. Güneş ışığıyla gün boyu renk değiştiren bu göletin çevresi; mor, sarı ve kırmızı çiçeklerle bezenmiş bahçeleriyle göz alıcı bir tablo sunar. Suyun yüzeyinde zarif hareketlerle yüzen renkli balıkları izlemek, ziyaretçilere adeta bir meditasyon huzuru verir. Göletin etrafındaki düzenlemeler ve yeşillikler, insanlara kitap okuyup dinlenebilecekleri sakin alanlar yaratır.

Dağların ve yeşilliklerin ortasında yükselen küçük camisi, yaylanın manevi değerini ve huzur dolu atmosferini tamamlar. Ahşap ve taş malzemelerle inşa edilen bu sade yapı, doğanın sesleri ve kuş cıvıltılarıyla bütünleşerek ziyaretçilere ruhlarını tazeleyebilecekleri sakin bir sığınak sunar.

Ernek Yaylası, misafirperver yöre halkının ikram ettiği taze yayık tereyağı, peynir ve demlenmiş çay eşliğinde yapılan sıcak sohbetlerle daha da anlam kazanır. Burası sadece bir coğrafi konum değil; doğanın sadeliğinde, kuş cıvıltılarının, dere seslerinin ve rüzgârın hışırtısının oluşturduğu bir doğa senfonisidir. Ankara’dan başlayan bu yolculuk; arınma, yenilenme ve doğayla yeniden bağ kurma deneyimi olarak hafızalarda iz bırakır.

Zamanın yavaşladığı, gökyüzünün yıldızlarla donandığı ve serin yaz akşamlarının ruhu sarmaladığı Ernek Yaylası; bir coğrafyadan çok daha fazlasıdır. Burası; çocukluğun masumiyetini saklayan yemyeşil vadileri, buz gibi pınarları, göletinde yüzen balıkları ve omuz omuza vermiş dostluklarıyla kalbe kazınan bir sığınaktır. Şehrin gürültüsünden ve karmaşasından uzakta, doğanın sadeliğinde ve huzurun tam ortasında atılan her adım; insana kim olduğunu, nereden geldiğini ve asıl evinin doğanın şefkatli kucağı olduğunu hatırlatır. Ernek, unutulmaz anıların, kadim dostlukların ve sönmeyen bir sevdalığın hiç bitmeyecek masalıdır.

Zamanın yavaşladığı, gökyüzünün yıldızlarla donandığı ve serin yaz akşamlarının ruhu sarmaladığı Ernek Yaylası; bir coğrafyadan çok daha fazlasıdır. Burası; çocukluğun masumiyetini saklayan yemyeşil vadileri, buz gibi pınarları, göletinde yüzen balıkları ve omuz omuza vermiş dostluklarıyla kalbe kazınan bir sığınaktır. Şehrin gürültüsünden ve karmaşasından uzakta, doğanın sadeliğinde ve huzurun tam ortasında atılan her adım; insana kim olduğunu, nereden geldiğini ve asıl evinin doğanın şefkatli kucağı olduğunu hatırlatır. Ernek, unutulmaz anıların, kadim dostlukların ve sönmeyen bir sevdalığın hiç bitmeyecek masalıdır.

Muzaffer ARSLAN

Şair-Yazar

Son Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız