BURUK GEÇEN RAMAZAN

Uzun süredir görmediğiniz kıymet verdiğiniz bir dostunuz sizi arayıp “misafirin olmak istiyorum” derse ne düşünürsünüz?

Hiç düşünmeden “hoş gelirsin” dediğinizi duyar gibiyim. Evinizi dip köşe temizler misafire mahcup olmamak için eşyalarınızı düzeltir siler süpürürsünüz her yeri.

Beklenen an gelip kapınız çalındığında güler yüz tatlı sözle karşılar evinizin en güzel köşesine buyur edersiniz.

Böyle davranmak belki insanlık gereği ama, inancımızın ve köklü medeniyetimizin omuzlarımıza yüklediği bir sorumluluktur misafire karşı yapılanlar.

Anadolu’nun hangi köşesine gitseniz bu davranış değişmez.

İşte içinde bulunduğumuz günlerde kıymetli bir misafir, hanelerimize teşrif ederek gönül dünyamızda ağırlanmakta.

Evet onbir aylık uzak yoldan gelen Mübarek Ramazan Ayından bahsediyoruz.

Hoş geldi safalar getirdi.

Ancak geçen yıllardan farklı geldi bu sene. O sebeple gönüller mahzun ve buruk!

Dört aydır hayatı alt üst eden acıları, hüzünleri, doğal afetleri, hastalıkları bizlere yaşatan 2020 yılından ne beklenirdi.

İyi başlamadı ve başlayacağa da benzemiyor.

Toplumsal yaşamı durduran, insanları ev hapsine sokan koronavirüsü mübarek Ramazan Ayını da mahzun getirdi hanelerimize…Gönüllerimize.

Doğrusu gelişini hiç anlamadık bile.

Nasıl anlayalım ki camileri, mescitleri yüzümüze kapattı. Aylardır cemaatle namaz kılamıyoruz. Camilerde mahzun.

Evimizde tek başımıza ibadet yapmaya çalışsakta, teravih namazında camide aldığımız tadı alamıyoruz.

Hep birlikte gök kubbeye yükselen salat-ü selamlardan, tekbirlerden, dualardan, niyazlardan mahrumuz.

Özledik teravih namazı sonrası dostlarla birlikte çay içmeyi dondurma yemeği!
 

Ya iftarlar…
 

Arkadaşlarımızla, akrabalarımızla, dostlarımızla ve benim için hayatımda ayrı bir yeri olan öğrencilerle iftar sofrasını paylaşmayı. Oruçlarımızı açmayı.

Anlayacağınız biraz tatsız tuzsuz geçiyor mübarek günler. 

Akarbaşı Mahallesi Bedrettin Camiinde teravih namazı öncesi ve sonrası demli çaylar eşliğinde ayaküstü Şaban, Ahmet, Zeki Beylerle sohbet etmeyi.

İhtiyaç duyulduğunda müezzin mahfilinde görev yapmayı.

Özlüyoruz… İmam Hatibimiz Zeynel İlhan’ın gönülleri mest eden gür sesiyle “Amenerresulü”nü okuduğu anları. Adeta kulaklarımızın pasının silindiği vakitleri arıyoruz.

Böyle heyecanlı ve coşkulu geçerdi günlerimiz!

İnşallah bir daha böyle günleri yaşamayız.

Düşünüyorum da acaba neden bu yıl böyle oldu? Ne yaptıkta camiler mescitler yüzümüze kapandı? 

Cevabını bilmediğim sorular kafamda dolaşıp duruyor.

Daha kötüsü de olabilirdi.

Yine de bizi ramazan ayına ulaştıran Yüce Mevla’ya şükürler olsun…

Geriye doğru baktığımda geçtiğimiz ramazan ayında bizimle ayı safta, aynı sofrada bulunan hocalarımız, dostlarımız bugün aramızda değil. Göç etmişler dünyadan.

Allah rahmet eylesin cümlesine.

Evet…Ömür saati hiç durmuyor.

Siz bu yazıyı okuduğunuzda ramazan ayının ilk haftası neredeyse bitmiş olacak.

İftar çadırları/sokak iftarları bu sene yok. Garip guraba nasıl iftar açıyor bilmiyoruz.

Virüs nedeniyle ekonomik zorluklar her geçen gün kendini iyiden iyiye hissettiriyor. İşyerleri kapalı.

Acaba komşumuz aç mı? Sofrasında bir dilim ekmeği var mı? İftarını açabiliyor mu? Evin de tenceresi kaynıyor mu?

Sosyal yardımlar çerçevesinde bir miktar yardımlar yapıldığını biliyoruz. Gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaşılabiliyor mu? Umut ediyoruz.

Valilikler ve Belediyeler hayır sever iş adamları ramazan özel erzak paketleri dağıtıyor. Nakdi yardımlar yapılıyor. 

Her ramazan ikliminde yıllardır yakından bildiğim tanıdığım dostlarım var. Yardımda adeta birbiriyle yarış halinde olan. Gönlü güzel insanlar.

Vakit iyilik yapma vakti.

Eğer siz yapamıyorsanız iyiliğin yapılmasına vesile olunuz. Arayın sorun.

Hayır yapılmasına vesile olan o hayrı yapmış gibidir” diyen bir inancın temsilcileriyiz.

Güzel ahlak, yardımlaşma, dayanışma bize atalarımızdan miras kalmış değerli bir hazine.

Evet sevgili okuyucular…

Koronavirüs nedeniyle zamanın çoğunu bu ramazan ikliminde evlerimizde geçiriyoruz. O halde evlerimizde kuran sesleri semaya yükselsin.

Açalım başta gönül kapılarımızı, evimizin pencerelerini rahmet bereket dolsun hanelerimize…

Eyyy.. Ramazan ayı,

Dertlilere deva,

Borçlulara eda,

Ölmüşlere rahmet,

Ey şehri gufran, Ey soframıza bereket, hanelere saadet, vücutlara sıhhat, kalplere rikkat veren zaman dilimi hoş geldin.

Bu güzel vakti bekleyen sevinçle karşılayıp, ümitle bayramlar bekleyen tüm dostlara, korktuklarınızdan emin umduklarınıza nail olmanız duasıyla hayırlı ramazanlar efendim. Günlerimiz buruk geçse bile!

YORUM EKLE
YORUMLAR
Mehmet Selim ULUTAŞ
Mehmet Selim ULUTAŞ - 2 ay Önce

Hüseyin Bey kardeşim, kalemine sağlık.

banner406