KUTLU YOLDA BİR KİLOMETRE TAŞI: AHMET ZİYAUDDİN GÜMÜŞHANEVİ (K.S)

Kutlu hafta münasebetiyle, dilimizi kana bulamadan sus ta öldür beni türünden sükunet içerisinde bu hafta Kutlu insanın yolundan giden kendisiyle iftihar ettiğimiz aslında çok iyi tanıyamadığımız hakkını veremediğimiz hemşeriliği ile olur ki kurtuluşumuz vesile olur  diye terennüm ettiğimiz, belki de bu yüzden bu toprakları çokça sevdiğimiz, oğlumuza Ahmet adını vermede üç kez mutlu olduğumuz, Allah Dostu Ahmet Ziyauddin Gümüşhanevi Hz. ile kutlu yürüyüşe devam ediyoruz…                     

Son İslam Devletinin beşiği Anadolu'nun şirin şehri Gümüşhane... Devlet-i Ebed Müddet üzerinde ilk ışıklarıyla 19.yüzyılın başlarında gülümseyen güneşle, gecenin pusundan yepyeni bir güne, bir İslam büyüğüyle ayağa kalkıyordu bu şehir  Gümüşhane...

Geniş toprakları kaplayan yüce devlet yavaş yavaş gölgelenmeye başlayan aşk ve vecdin, eski coşkunluğunun büyük ölçüde yitirildiği bu vakitlerde, bir kentiyle de olsa kaybolan değerlerini kucaklamaya çalışıyordu sanki... Emirler Mahallesinde doğan güneş, Rize, Trabzon, Of, Bayburt ve sonrasında İstanbul'u  kaplamıştı…

Kaynaklarda Gümüşhanevi Hz.Bakalım nasıl anlatılıyor:

Gümüşhanevi güzel ahlak ve güzel halleriyle meşhur olmuştur. Dünya malına kıymet vermezdi. Az konuşmak, az uyumak ve az yemek adetiydi. Yemekten evvel ve sonra tuza banar, misafirsiz sofraya oturmazdı. Sabah namazından işrak vaktine kadar ve yatsı namazından sonra mecbur kalmadıkça dünya kelamı konuşmamaya dikkat ederdi. Günde yetmiş bin kelime-i tevhit okumayı adet haline getirmişti. Yatacağı zaman mutlaka Yasin Süresini okurdu. Yaz aylarında Beykoz' deki Yuşa Tepesi mevkiine çadır kurar, orada öğrencileriyle sohbet ederdi.  

Beykoz'da kaldığı günlerden birinde elinde kemanla serseri serseri dolaşan birini görür, başını ondan yana çevirerek hizmetçiye “Git onu çağır gelsin” buyururlar. Hizmetçi çalgıcının yanına varır ve “Hocam Ziyaüddin Gümüşhanevi sizi istiyor” der. Çalgıcı gülmeye başlar ve Hocanız beni ne yapacakmış” diyerek alay eder. Hizmetçi “Ben de bilmiyorum, çağırmamı söyledi” der. Beraberce hocanın yanına varırlar. Ziyaüddin hazretleri “yaklaş” buyururlar. Eğilir gizlice kulağına bir şeyler fısıldar.

Kemancı titreyerek ağlamaya başlar, tövbe eder ve hocaya öğrenci olur. Aradan hayli zaman geçer. Tövbekar kemancıya hocanın ona gizlice ne dediği sorulur. Kemancı şöyle anlatır.”Önceleri bir zatın talebesiydim. Lakin onun etrafındakilerin tutumunu beğenmedim. Oradan ayrıldım, serseri bir hayat yaşamaya başladım. Hak karşıma Ziyaüddin Hazretlerini çıkardı. O gün kulağıma “oğlum hocan seni bize ısmarladı. Artık hak yolu bizden öğrenirsin” buyurdu. Bunu duyunca hocamın yıllar önce bana “Oğlum seni Allah'ın Salih kullarına ısmarlıyorum” dediğini hatırladım ve titredim. Hocam da merhamet edip beni bu zilletten kurtardı” der. 

Bir talebesi şöyle anlatır.” Hanımım hastalandı. Derdine çare bulamadık. Ben de hastalandın. Aradan altı ay geçti. Bir gün abdest alıp rabbimden bize derman göndermesini niyaz ettim. Birden Ziyaüddin Hazretlerini karşımda gördüm. Hayretler içinde kaldım çünkü hocam yürüme tam altı aylık çok uzak bir yerdeydi. Tebessüm ettiler, hatırımı sordular ve bize dua ettiler. O andan sonra hanımımda ve bende hastalıktan eser kalmadı”. Gümüşhanevi Hazretlerinin kerametleri pek çoktur. Yerimizin darlığı sebebiyle ancak bu kadarını aktarabildik.  

Talebesi Hilmi Efendiye yazdığı mektubunda; Korku ve ümit arasında bulunmak, verdiği sözde durmak, Kişiyi öğünmeye sevk eden debdebeyi terk etmek, temizliğe dikkat etmek, nefis ve şehveti kırarak ahlakı güzelleştirmek, rahat ve huzur veren şeylerden uzak durmak, yalnızlığı seçmek, nefsin isteklerine uymamak, şeytani arzuları yok etmeye çalışmak,tevazu,şükür ve kanaat sahibi olmak gerektiğini nasihat eder. 

Gümüşhanevi hazretleri öğrencilerine vasiyetinde “Amelleriniz, tahsiliniz ve ahlakınızla alim olun, insanlara seviyelerine göre hitap ediniz” buyururdu. “ Ölmeden önce ölümün sırrına ermek” kutlu sözünü hayatında mahyalaştıran ulu insan, bu dünyadaki çizginin bitmek üzere olduğu demlerde ölümle kucaklaşarak öte dünya çizgisine kavuşacaktır, Yaradan'ın yüce buyruğu gereği.  

A. Ziyaüddin, Sultan Abdulmecid, Abdulaziz ve 2.Abdulhamid devirlerinde yaşamış her üç padişahtan büyük alaka görmüş. Gümüşhânevî hazretleri 7 Zilkade 1311/13 Mayıs 1893 senesinde sabahleyin saat on sularında ansızın gözünü açıp "Hepsini isterim Ya Kibriyâ'!" diyerek dâr-ı bekâya irtihal eylemiştir. Kabri, Süleymaniye Camii avlusunda Kanûnî Sultan Süleyman Türbesi'nin kıble tarafındadır. Allah onlardan razı olsun, Dostlarından ayırmasın (Amin)

Saygılarımla.
YORUM EKLE