TRUMP YOLU MU, TURAN YOLU MU ?
Zengezur Koridoru, yıllardır Güney Kafkasya’nın en tartışmalı projelerinden biriydi. Türkiye’den başlayıp Nahçıvan üzerinden Azerbaycan’a, oradan da Orta Asya Türk Cumhuriyetleri’ne uzanacak bu hat, sadece bir ulaşım projesi değil; aynı zamanda Türk Dünyası’nın fiziki bütünleşmesinin sembolü.
8 Ağustos 2025’te Washington’da imzalanan Trump Route for International Peace and Prosperity (TRIPP) anlaşması ise bu hayale yeni bir boyut kazandırdı. ABD Başkanı Donald Trump’ın arabuluculuğunda Ermenistan ve Azerbaycan liderleri bir barış anlaşmasına imza attı ve koridorun 99 yıl boyunca geliştirme ve işletme hakkı ABD’ye verildi. Böylece proje hem jeopolitik bir ABD hamlesi, hem de Turan ideali için altyapı haline geldi.
Kafkasya, yıllarca Osmanlı ile Çarlık Rusyası arasında bir tampon bölgeydi. 1918’de kısa süreliğine kurulan Azerbaycan Cumhuriyeti, Nahçıvan üzerinden Türkiye ile bağ kurmak istedi ama Sovyet hakimiyeti buna engel olmuştu. Sovyetler Birliği döneminde, Azerbaycan ile Nahçıvan arasındaki kara bağlantısı Ermenistan’a verilen Sünik (Zengezur) bölgesiyle kesildi. Böylece Sovyetler Türk Dünyası için coğrafi bir kopuşu amaçlamıştı. 1990’lardan itibaren Ermenistan’ın, Rusya’nın desteği ile, Karabağ’ı işgali, bu hattın açılmasını imkansız kılmıştı. 2020’deki 2. Karabağ Savaşında ise, bu kez Türkiye’nin açık desteği ile Karabağ kurtulmuş, imzalanan ateşkes anlaşması, ilk kez koridor ihtimalini resmi metne sokulmuştu.
2020 ateşkesinde koridorun güvenliğini Rusya’nın sağlaması öngörülüyordu. Turan Birliğini en çok kendi güvenliği için tehlike gören Rusya 2020’den sonra koridoru açmaya pek hevesli görünmemişti. TRIPP anlaşmasıyla ABD, bölgedeki diplomatik inisiyatifi Moskova’dan almış oldu. Anlaşmaya karşı olan İran ve anlaşmayı yürürlüğe sokmak istemeyen Rusya’ya karşı, ABD’nin denkleme dahil edilmesi bu manada kazanç görülmektedir.
Türk Dünyası açısından TRIPP, yeni İpek Yolu’nun Türk rotası anlamına geliyor. Türkiye’den Nahçıvan’a, oradan Azerbaycan’a ve Hazar Denizi üzerinden Orta Asya’ya kesintisiz ulaşım sağlanacaktır. Türk Devletleri Teşkilatı ülkeleri arasında ortak pazar ve enerji entegrasyonu için lojistik temel oluşmuştur. Sembolik olarak, “Adriyatik’ten Çin Seddi’ne” uzanan bir Türk kuşağının ilk somut halkası’da böylece ortaya çıkmıştır.
Bu açıdan bakınca,kazananların başında Azerbaycan ve masada olmasa da Türkiye gelmektedir. Azerbaycan Nahcivan ve Türkiye ile doğrudan bağlantı kurmuştur. Türkiye ise Türk Dünyası ile fiziki bağ kurarak, ticareti ve stratejik işbirliğini iyice güçlendirecektir. Turan’a karşı olan Rusya, Çin ve İran’a karşı, ABD’nin bölgeye sokulması şimdilik doğru olmuştur. Öte yandan ABD, bu anlaşma ile Güney Kafkasya’da Rusya’ya karşı nüfuz kazanmış, Çin’e alternatif bir ticaret hattı kurmuştur.
Kaybedenlerin başında gelen Rusya, barış sürecindeki arabuluculuk rolünü ve bölgesel ağırlığını kaybetmektedir. Bir başka kaybeden İran ise, Nahçıvan-Azerbaycan bağlantısındaki transit bağlantı avantajını yitirmiş, ABD’nin bölgeye yerleşmesine engel olamamıştır. Ermenistan ise kendi topraklarını başka devletin himayesine vererek hakimiyetini sorgulatmıştır.
TRIPP, adını ABD Başkanı Trump’tan alsa da, taşıdığı anlam ve yaratacağı etkiler bakımından Türk Dünyasının yüzyıllık rüyasına açılan kapı niteliğindedir. ABD’nin parası ve jeopolitik ağırlığıyla hayata geçen bu hat, uzun vadede Türkiye ile Orta Asya’yı birleştiren stratejik bir omurga olacaktır. Gönül isterdi ki o masa da ABD yerine Türkiye olsun ve yolu Türkiye yapsın. Ama gerek Azerbaycan ile “Tek Millet İki Devlet” olmamız nedeniyle Ermenistan’ın istememesi ve gerekse Rusya, İran ve Çin’e karşı “İti ite kırdırmak” için bölgede güçlü bir aktör’ün olmasının zorunluluğu nedeniyle şu aşama da ABD zorunluluğu doğmuştur.
Bu yüzden, şimdilik adı “Trump Yolu”olsa da, uzun vadede “Turan Yolu” olacacağına inandığımız bu yolun açılmasını dört gözle beklemekteyiz.
Türk Asrı ve Turan İdeali için…
14.08.2025 Av. Ali Haydar Dereli