ÜÇ MAYMUNU OYNAMAK
Japonya’nın Nikko şehrinde Tosho-gu Tapınağı’nda 17. yüzyılda yapılmış bir oyma vardır.
Burada üç maymun tasvir edilir:
Mizaru:Ellerini gözlerine kapatır. Manası “Kötülüğü görme”
Kikazaru:Ellerini kulaklarına kapatır. Manası “Kötülüğü işitme”
Iwazaru: Ellerini ağzına kapatır. Manası “Kötülüğü söyleme”
Bu üçlü, Konfüçyüs’ün ahlak öğretilerinden etkilenmiş bir öğüt niteliğindedir. Yani insanın kötülükten uzak durması için, kötülüğü görmemesi, duymaması ve söylememesi gerektiğini anlatır.
Zamanla bu öğüt, farklı bir anlamda da kullanılmaya başlanmıştır. Özellikle Türkçe’de “üç maymunu oynamak” deyimi, gördüğünü görmemek, duyduğunu duymamak, bildiğini söylememek, yani gerçeği bile bile görmezden gelmek anlamına gelir.
Türkiye’de üç maymun hikayesini güncel hayatta sık gördüğümüz gibi, siyasi hayatta da sıkça karşılaşıyoruz. Yıllar boyu iktidarlar kendi başardıklarını anlatırken, başaramadıklarını ise daima görmezden gelmişlerdir. Muhalefetin durumu ise daha da trajikomiktir. Çünkü iktidarın hatalarını saymak kolay. Fakat asıl büyük sorun, muhalefetin bu tabloyu sadece seyretmesi değil, kendi hatalarını görmezden gelmesi.
Seçim kaybednen kendisine “neden kaybettik?” sorusunu sormuyor, Sandıkta halktan ret yiyorlar, ama suçlu hep başkası oluyor. Kendi içlerindeki hizipçiliği, beceriksizliği, halka dokunamamalarını görmüyorlar. Oysa muhalefet, milletin umudu olmak zorunda. Ama umut yerine hayal kırıklığı veriyorlar. Kendi koltuklarını koruma telaşı, halkın derdini dinleme çabasının önüne geçiyor.
Bugün Türkiye’de sadece iktidarın değil, muhalefetin de aynaya bakma zamanı geldi. Çünkü görmezden gelinen her hata, büyüyüp milleti umutsuzluğa sürüklüyor.
Gümüşhane’de son zamanlarda adeta üç maymunun sezsizliği hakim durumda.
Şehirde bazı etkili ve yetkililer adeta gözlerini kapamış. Görmüyorlar ki sanayide duvarlar çökmüş, işyerleri kapanmış. Görmüyorlar ki madenler ve çağrı merkezi kapanmış, gençler bavulunu toplayıp gurbete gidiyor. Görmüyorlar ki bu şehir her geçen gün küçülüyor, kan kaybediyor.
Kulaklarını da tıkamışlar. Esnafın siftahsız kapattığı kepengi duymuyorlar. Emeklinin pazarda yarım kilo meyve almak için hesap yaptığını duymuyorlar. Annenin çocuğu için “yarın ne olacak?” diye feryadını duymuyorlar.
Dillerini de mühürlemişler. Milli Eğitim Akademisinin niçin hala açılmadığını, okul tadilatlarının niçin yazın yapılmadığını, Erikbeli ve Yağmurdere yaylalarında hangi oyunların döndüğünü söylemiyorlar. Kendi hatalarını eksikliklerini hiç söylemiyorlar, birbirlerine suçu atıyorlar. Ama bir kez olsun “Biz nerede yanlış yaptık?” demiyorlar.
Oysa biz Gümüşhaneliler üç maymunu oynamıyoruz. Her şeyi görüyoruz, her şeyi duyuyoruz, her şeyi söylüyoruz. Bizim derdimiz gerçek. Bizim yükümüz ağır. Bizim sabrımız da bir yere kadar.
Gümüşhane’nin siyaseti artık gözünü açmalı, kulaklarını açmalı, dilini çözmeli. Yoksa millet günü geldiğinde hesabını sorar. Çünkü bu şehir sahipsiz değildir ve bu millet kendini yok sayanı unutmaz, sadece zamanını bekler.
Millet daima gereğini yapar.
Zamanı geldiğinde…
15.09.2025 Av. Ali Haydar Dereli