Ara
Gümüşhane
Kapalı
-1°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,3725 %0.25
51,3279 %0.73
6.945,51 % 1,57
ANAM BENİ VAY BENİ... YİNE GELDİ YENİ YIL

ANAM BENİ VAY BENİ... YİNE GELDİ YENİ YIL

YAYINLAMA:

Takvim yaprağı 01.Ocak 2026’yı gösteriyor.
 

Gece yarısının gürültüsü henüz dağılmamış, sabahın ilk saatlerine hâlâ bir mahmurluk sinmiş durumda. Kimi yeni yıl coşkusunun tortusuyla uyanıyor, kimi ise Yılbaşı gecesinden geriye kalan sessizliği dinliyor.
 

Milli Piyango’dan beklediğini bulamayanlar da var bu sabaha uyananlar arasında. Hayattan zaten uzun süredir beklentisini düşürmüş olanlar da… Yeni bir yılın eşiğinde, gönlü kapalı nice insanın zihninde aynı soru dönüp duruyor: Sevinelim mi, yoksa içimize çöken burukluğu kader diye kabullenip yolumuza öyle mi devam edelim?
 

Yeni yıl, herkes için aynı duyguyu çağırmıyor.
 

Kimi için umut,
 

kimi için yorgunluk,
 

kimi için de takvime bakıp “bir yıl daha eksildik” demenin sessiz hüznü…
 

Ama doğrusu şu ki mesele yıl değil; mesele insanın kendisiyle yaptığı muhasebe.
 

Her Yıl başında benzer temenniler kuruluyor, benzer cümleler tekrarlanıyor. “Bu yıl farklı olacak” diyoruz. Oysa farkı yaratan takvim yaprakları değil, insanın iradesi ve yön duygusu. Umut, büyük kutlamalarda değil; sessiz, kararlı adımlarda filizleniyor.
 

Asıl ihtiyaç duyduğumuz şey bir yol pusulası.
 

Başkalarının açtığı patikalarda yürümeye razı olmak değil, kendi izini bırakmayı göze alabilmek… Yeni yıl, çaresizliğe kader adını verip kabullenmek için değil; insanın kendi kaderine sahip çıkması için bir eşik olmalı.
 

Elbette herkesin yükü ağır.
 

Cebi dolu olmayan, gönlü yorgun olan çok.
 

Ama hâlâ düşünebiliyorsak, hâlâ vicdanımız sızlıyorsa, hâlâ bu ülkenin ve bu insanların daha iyisini hak ettiğine inanıyorsak; işte tam da orada yeni yıl anlam kazanıyor.
 

Anam beni vay beni…
 

Yine geldi yeni yıl.
 

Ne kör bir sevinçle karşılamak gerek onu, ne de teslim olmuş bir hüzünle. Yapılması gereken; umudu omuzlayarak, sorumluluğu unutmadan ve bu yıl başkalarının izinden gitmek yerine kendi yolunu açmaya niyet ederek yürümek.
 

Ancak o zaman, takvim gerçekten değişmiş olur.
 

Yusuf SADIK, Eğitimci, Yazar, Gazeteci, Emekli Milli Eğitim Müdürü.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *