Fatma Nur Çelik hayattan koparıldı
Kalem elimde ağır.
Cümle kurmak zor.
Çünkü bu bir haber değil…
Bu, bir sınıfın annesiz kalmasıdır.
Fatma Nur Çelik…
44 yaşında bir öğretmen.
Oruç ayında, sabrın ve merhametin ayı olan Ramazan’da, bir öğrencisinin eliyle hayattan koparıldı.
Bir sınıf yetim kaldı.
Bir kara tahta sustu.
Bir tebeşir yere düştü.
Biz çocukken bize öğretilen ilk cümle şuydu:
“Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum.”
Şimdi soruyorum:
Bir harf öğretenin kalbine bıçak saplayan bir öfkeyi kim büyüttü?
Bu sadece bir öğrencinin cinneti değildir.
Bu, ihmal edilmiş ruhların, zayıflatılmış disiplinin, değersizleştirilen öğretmen otoritesinin sonucudur.
Öğretmen sınıfta yalnız bırakıldı.
Rehberlik mekanizmaları çoğu zaman kağıt üzerinde kaldı.
Yönetimler olay olduktan sonra konuştu, ama olay olmadan önce susmayı tercih etti.
Ve en acısı…
Şiddet sıradanlaştı.
Öfke meşrulaştı.
Saygı aşındı.
Bir zamanlar öğretmen köyün ışığıydı.
Devlet onun arkasında dururdu.
Aile, evladını güvenle teslim ederdi.
Şimdi öğretmen, sınıfa girerken tedirgin.
Bir bakıştan, bir fısıltıdan, bir patlamaya hazır öfkeden çekiniyor.
Bu tabloyu sadece lanetlemek yetmez.
Sorumluluk almayan her idare, zamanında müdahale etmeyen her mekanizma, öğretmeni yalnız bırakan her anlayış bu acının gölgesindedir.
Ramazan ayındayız…
Merhametin, sabrın, nefsini terbiye etmenin ayındayız.
Ama görüyoruz ki bazı nefisler terbiye edilmemiş, bazı zihinler karanlıkta bırakılmış.
Bir öğretmenin ölümü, sıradan bir asayiş vakası değildir.
Bu, bir milletin geleceğine atılmış darbedir.
Bu, eğitimin kalbine saplanan hançerdir.
Bugün bir sınıf yetim kaldı.
Ama eğer ders çıkarmazsak, yarın bütün bir memleket öksüz kalır.
Ve unutmayalım:
Öğretmenin düştüğü yerde, gelecek ayağa kalkamaz. 04.03.2026
Yusuf SADIK, Eğitimci, Yazar, Gazeteci, Emekli Milli Eğitim Müdürü