Bir öğretmeni daha cennete uğurladık
Bir sınıfın kapısı kapandı, bir sıranın üstü boş kaldı, bir kara tahta yetim kaldı. Ama en çok da bir toplum eksildi. Çünkü öğretmen demek, sadece ders anlatan kişi demek değildir; öğretmen demek, karanlığa inat ışık yakmak demektir.
Öğretmenlik en kutsal görevlerden biridir; bunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Çünkü öğretmen, evinde sevgi görmemiş bir çocuğa merhameti öğretir. Sınır tanımayan bir öfkeye sabrı öğretir. Yanlışa alışmış bir zihne doğruyu gösterir. Topluma zarar verecek şekilde büyütülen, öfkeyle beslenen, sorumluluk bilinci kazandırılmamış gençleri yeniden kazanmak için kendi ömründen, enerjisinden, sağlığından verir.
Kimi zaman bir anne şefkatiyle yaklaşır, kimi zaman bir baba gibi sınır koyar. Kimi zaman bir dost olur, kimi zaman bir rehber. Çünkü öğretmen, sadece müfredatı değil; vicdanı da taşır sınıfa.
Ne acıdır ki bazen bütün gücüyle topluma kazandırmaya çalıştığı o karanlık, dönüp dolaşıp onu bulur. Bir öğretmen, eğitmeye çalıştığı bir öğrencinin şiddetine kurban gidebilir. İşte o zaman mesele yalnızca bir adli vaka değildir; mesele, toplum olarak nerede eksik kaldığımızdır.
Bir çocuğu büyütmek yalnızca okulun görevi değildir. Ailede başlamayan eğitim, okulda tamamlanamaz. Sevgiyle atılmayan temel, bilgiyle sağlamlaşmaz. Öğretmen harcın içine yüreğini koysa da, aile sorumluluğunu yerine getirmediğinde o yapı çatlar.
Bugün artık şunu açıkça söylemek zorundayız:
Öğretmen yalnız değildir. Yalnız bırakılmamalıdır.
Öğretmene saygının zedelendiği, şiddetin sıradanlaştığı, disiplinin “baskı” olarak görüldüğü bir ortamda eğitimden mucize beklemek gerçekçi değildir. Öğretmenin itibarı korunmadan, sınıfın güvenliği sağlanmadan, aile–okul iş birliği güçlendirilmeden bu acıların son bulması zor.
Ve evet…
Onlar yaşamalı ki karanlık beyinler aydınlığı görsün.
Onlar yaşamalı ki öfke yerini sağduyuya bıraksın.
Onlar yaşamalı ki kaybolmuş gençler yeniden yol bulsun.
Onlar yaşamalı ki toplum nefes alsın.
Bir öğretmen öldüğünde yalnızca bir insanı kaybetmeyiz; geleceğimizden bir parçayı toprağa veririz.
Artık gözyaşlarıyla değil, kararlılıkla konuşma zamanıdır.
Öğretmeni koruyan yasalar, güvenli okullar, sorumluluk bilinci yüksek aileler ve saygıyı yeniden inşa eden bir toplumsal duruş şarttır.
Çünkü öğretmenler ölmemeli..
Onlar yaşamalı ki bu ülkenin yarınları kararmasın.
Mekanın cennet olsun öğretmenim, çok üzgünüm