KARADENİZİN ÇANAKKALESİ
Tarihi doğru anlatmak, iyi bir araştırma ister.
Gümüşhane’nin 1916’da Rus ordusu tarafından işgal edildikten sonra, kurtuluşunun nasıl olduğu uzun yıllar eksik anlatıldı. Sanki Gümüşhane hiç savaşmamış ve bolşevik ihtilali ile kendiliğinden kurtulmuştu.
I. Dünya Savaşı’nın Kafkas Cephesi’nde 1916 yılı, Osmanlı Devleti açısından askerî dengelerin hızla bozulduğu bir dönem olmuştu. Sarıkamış Harekâtı başarısız olunca, Rus ordusu hem sahilden hem de içeriden ilerleyişini sürdürmüş; Erzurum 16 Şubat 1916’da, Trabzon Nisan 1916’da, Bayburt Temmuz 1916’da, ardından da 19-20 Temmuz 1916’da Gümüşhane işgal edilmişti.
Sırada Harşit Vadisi vardı. Eğer Harşit aşılmış olsaydı, Orta Anadolu’nun kapıları Ruslara açılacak, devletimiz çok zor bir duruma düşecekti. İşte bu noktada Harşit’te tarih sahnesine büyük bir direniş hattı çıktı.
Harşit Savunması’nın en bilinen ismi kuşkusuz Topal Osman Ağadır. Giresun ve Tirebolu’dan topladığı gönüllülerle, Harşit hattında Ruslara nefes aldırmayan baskınlar düzenledi. Bu savunma, onun Milli Mücadele’de üstleneceği rolün de provasıydı. Ancak Harşit’i yalnızca bir isimle anlatmak, bu direnişe haksızlık olur.
Düzenli ordu cephesinde Yarbay Halis Bey ve cephede görev yapan Osmanlı subayları, dağılmış birlikleri Harşit hattında tutmayı başardı. Milislerle ordu arasındaki koordinasyon, savunmanın en kritik unsuruydu. Binbaşı Hüsnü Bey gibi sahada görev yapan subaylar, ileri karakollarla Rus geçiş denemelerini boşa çıkardı.
Ama Harşit Savunması’nı asıl ayakta tutanlar, tarihinin isimsiz kahramanları olan gönüllülerdi.
Gümüşhane, Torul, Kürtün ve Doğankent köylüleri, geçitleri, patikaları, vadileri savundu.
Kadınlar cephane taşıdı.
Yaşlılar gözcülük yaptı.
Gençler milis saflarına katıldı.
Hep birlikte bölgesel bir destan yazdılar.
Rus ordusu Harşit’te ilerleyemeyince cephe kilitlendi. İkmaller ve sahille birleşme çabası zorlaştı. Ardından 1917’de patlayan Bolşevik Devrimi, Harşit’te tutunamayan işgal ordusunun çözülmesini hızlandırdı. Sonuçta Ruslar, işgal ettikleri Gümüşhane’den çekilmek zorunda kaldı.
Kurtuluşu sadece Bolşevik Devrimine bağlamak tarihimize saygısızlık olur. Çünkü Rus işgali Harşit’te, devrimden önce durdurulmuştu.
Devrim, sadece bu direnişi kalıcı hâle getirdi.
Bu yüzden bugün “Harşit, Karadeniz’in Çanakkale’sidir” denildiğinde, bu söz bir abartı olmayıp, gerçeğin kabulüdür. Çanakkale nasıl geçilemediği için İstanbul korunabildiyse, Harşit de geçilemediği için Anadolu’nun içi korunabildi.
Gümüşhane’nin kurtuluşunu anlatırken Harşit Savunmasını ayrı bir önemde bilmek ve yaşatmak gerekir. Harşit Savunması, Gümüşhane’nin acısı değil, onurudur. Çünkü bu şehir işgal görmüş olabilir; ama teslim olmamıştır.
Harşit Vadisi’nde onurunu korumuştur.
Adnan Yazıcı’nın “Birinci Dünya Savaşı’nda Harşit Savunması” adlı çalışması, uzun yıllar görmezden gelinen bu gerçeği, net biçimde ortaya koymuştur.
Harşit’i unutan, kurtuluşu eksik anlar.
Harşit’i bilmeyen, bu toprağın bedelini de bilmez.
Kurtuluş Savaşımızın “Sarı Paşa”sı Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve “Kara Paşa”sı Kazım Karabekir başta olmak üzere; bu vatanı kurtarmak için canlarını ortaya koyanları rahmet ve minnetle anıyoruz.
Ruhları şad, makamları cennet olsun…
09.02.2026 Av. Ali Haydar Dereli