DOLARA DAYALI DÜNYA DÜZENİ
II. Dünya Savaşı biterken Avrupa yıkılmış, ticaret çökmüş ve kur savaşları başlamıştı. Ticari istikrarı sağlamak, kur savaşlarını bitirmek ve güvenli olan ABD dolarını merkez yapmak için, Temmuz 1944’te, 44 ülkenin katılımıyla ABD’de yapılan Bretton Woods Anlaşması ile, yeni dünya para sistemi kuruluyordu.
Sistem üç temel kurala dayanıyordu:
Öncelikle 1 ons altın 35 dolar kabul edilerek, dolar altına bağlanıyor, diğer milli paralar dolara bağlanıyor ve sabit kur sistemi kuruluyordu.
ABD isteyen ülkelere dolar karşılığı altın verecekti. Bu amaçla Uluslarası Para Fonu ve Dünya Bankası da kuruluyordu.
1971’de ABD Başkanı Richard Nixon, “geçici tedbir” bahanesiyle doları altına çevrilebilir olmaktan çıkardı. Böylece dolar tamamen serbest kaldı. 55 yıl geçti, geçici denilen tedbir kalıcı oldu.
Dolar artık altınada, hiçbirşeye de bağlı değil.
Doları yine etkili kılan şey ise “Petrodolar” oldu.
1974 yılında ABD ile Suudi Arabistan arasındaki anlaşmaya göre “Petrol sadece dolar ile satılacak ve karşılığında ABD onları koruyacaktı”Böylece petrol almak isteyen her ülke önce dolar almak zorunda kalıyor, dolar gücünü koruyordu. ABD’de bu bahaneyle Ortadoğu’ya yerleşiyordu.
Peki bu sistemden çıkmak isteyince ne oluyor ?
2000 yılında Irak yönetimi petrol satışlarını dolar yerine euro üzerinden fiyatlandırma kararı aldı. Irak’ın BM gözetimindeki petrol satışlarında dolar yerine euroya geçildiği kaydedildi.
Üç yıl sonra 2003’te Irak “kitle imha silahları” gerekçesiyle işgal edildi. Kitle imha silahı bulunamadı ama Saddam idam edildi. Sonra petrol satışları yeniden dolar bazlı sisteme döndü.
2009 yılında Libya lideri Muammer Kaddafi, Afrika ülkeleri arasında altın destekli yeni bir para birimi “altın dinar” önerisini gündeme getirdi. Bu proje petrol ve emtia ticaretinin dolardan bağımsız yürütülmesini hedefliyordu. 2011’de Libya’da “insan hakları” bahanesiyle iç savaş başladı, NATO müdahalesi geldi ve Kaddafi devrilerek sokakta öldürüldü. Libya 3 parçaya bölündü. Altın dinar projesi yok edildi.
Venezuela petrolünü, Çin'e yuan ile satıyordu. 3 Ocak 2026’da Hukuksuz bir çete baskınıyla Maduro kaçırılıyor, ülkesi’de ABD’ye teslim oluyor, petrolü tamamen dolar ile satılıyordu.
İran uzun yıllardır yaptırımlar nedeniyle dolar sisteminden büyük ölçüde dışlandı. Bu nedenle petrol ticaretinde alternatif para birimleri ve farklı ödeme mekanizmaları geliştirmeye çalıştı. Petrolü yuan ve rupi ile satmaya başladı, doları reddetti. Dünyanın en ağır yaptırımlarına maruz kaldı. SWIFT'ten çıkarıldı, ekonomisi boğuldu. Ve şimdi de haksız ve hukuksuz şekilde bombalanıyor.
Sistemden çıkmak isteyen her ülke zulme ve hukuksuzluğa uğruyordu. ABD; 11 uçak gemisi, 750 askeri üssü, 170 ülkedeki askeri ve dünyanın en büyük donanması ile zulüm sistemini ayakta tutmaya çalışıyor.
Bir ülkenin parası yalnızca ekonomik bir araç olmaktan çıkıp, küresel sistemin omurgası haline geldiğinde, o para artık finansal değil jeopolitik bir güce dönüşür. Günümüzde enerji ticareti, uluslararası borçlanma, rezervler ve finansal sistemin büyük bölümü dolar etrafında şekillendiğinden, dolar küresel sistemin anahtarı konumunu korumaktadır. Ancak ABD’nin, özellikle İsrail zulmünün kuklası olması, dünya ülkelerinde ciddi bir rahatsızlanmaya yol açmıştır.
Tarih boyunca hiçbir para birimi sonsuza kadar egemen kalmadı. Güç dengeleri değiştikçe finansal merkezler de değişti. Bugün de değişen dünya düzeniyle, tek kutuplu finansal düzen yavaş yavaş çok kutuplu bir yapıya çevriliyor.
Dolar hâlâ güçlü ama artık tek seçenek değil. Dünya ülkeleri artık dolarlı ABD zulmüne karşı seslerini çıkarmaya başladı. Tek kutuplu dünya düzeninin biteceği günler yakındır…
03.04.2026 Av. Ali Haydar DERELİ