Ara
Gümüşhane
Kapalı
3°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,7339 %0.19
51,9339 %-0.02
7.075,98 % 2,56
HER BABANIN GURURUDUR EVLAT

HER BABANIN GURURUDUR EVLAT

YAYINLAMA:

“Evlat sermaye, torun ise kârdır”
Gümüşhane Atasözü

Bu şehrin sanayisi, ticareti, turizmi olamayabilir. Sahibi de yoktur çoğu zaman. Ancak doğduğumuz bu mahrum coğrafyanın en önemli zenginlik kaynağı insanıdır, insanının karakteridir. 

 

Ve evlat dediğimiz de her babanın sermayesi ve evladının evladı da bir nevi bu büyük sermayenin kârı dersek doğru demiş oluruz. 

 

Sosyal medyada gezinirken Gümüşhane Kızılcaköylü Emekli Öğretmen ve Milli Eğitim Müdür Yardımcımız İbrahim TAŞ’IN doğum günü münasebetiyle Gümüşhane Devlet Hastanesi’nin insani, İslami, ahlaki ve vicdani bakımdan dört dörtlük Ortopedi Uzman Doktoru oğlu Süleyman Kasım TAŞ için yazdığı yazıya resmen kilitlendi gözlerim.

 

O yazıda bir babanın evladına duyduğu sevgisini ve yine bir babanın evlat yetiştirirken yaptığı vazifesinin neticesini müspet olarak semeresini almasının gururunu gördüm. İbrahim Hocamı arayarak yazıdan dolayı tebrik ettim ve müsaadesini alarak o duygu ve düşüncelerini buraya alıyorum;

 

Hey oğul, zaman ne de hızlı geçiyor. Takvimler 10 Şubat 1987'yi gösterirken. Mekân Gakkoşlar diyarı Elâzığ. 

 

Hasret ve özlem ile beklenen bir zaman ve an. Gurbetin yalnızlığı içimizi ürperiyor. Havalar karlı ve soğuk içimiz de bir ürperti. İki gün öncesinden başlayan sancı ve endişeler. Ne olacak, nasıl olacak. Çaresizlik. 6 Şubat hastaneye gidiliyor. Henüz erken. Sancı ağrı ara ara devam ediyor. Cumartesi, pazar böyle geçiyor. 

 

Pazartesi tekrar Elâzığ Devlet Hastanesi yine erken, yine evin yolunu tutuyoruz. Şartlar bilmem ama çok ilkel, çok amiyane.  Ertesi gün tekrar hastaneye acilen gidiliyor. Bu kerede; “Bu zamana kadar nerede idiniz, niye böyle geç kaldınız” bin bir itham, sitem. Asıl zamanla yarış başlıyor. 

 

Acilen müdahale etmek gerekiyor, yoksa doğum sıkıntılı. Hastane kış olmasına rağmen onarımda, her yer karma karışık, toz toprak içerisinde. Neyse koridorda bir oda kalabalık mı kalabalık. 

 

Saat 16.00-16.30 beklenen doğum sancılı da olsa sezaryen ile gerçekleşiyor. Çaresizlik, çare. Anne bir taraf ta, dünyalar güzeli değerli misafir ayrı bir yerde. Sevinç ve hüzün aynı anda.

 

Rabbim cümle zorda ve darda olanların yardımcısı olsun inşallah. Yardımınıza komşular, arkadaşlar geliyor. Akşam saatlerinde bir sessizlik. Gece telaşı. Sabahı hastanede mescitte sabahladık. Korkulan olmadı. Tatlı koşuşturmaya devam.

 

İyi ki doğdun. İyi ki bizim evladımızsın. 

 

Rabbim ömrünü bereketli eylesin, sağlık ve afiyet üzere daim etsin. 

 

Umutların hep gerçek olsun. Zorluklarını kolay kılsın. 

 

Başarıların daim olsun. Ayağına taş değmesin. 

 

Rabbim muradını lütfetsin. Öpüyorum. Allaha emanet ol. Sıhhat ve afiyet diliyorum. 

 

Tüm nimet ve güzellikler seninle olsun, senin olsun. Güzel akıbetler senin olsun. 

 

Ahir ve akıbetin hayrolsun. Selam ve dua ile Allaha emanet ol. İyi ki doğdun, iyi ki varsın. Seni çok seviyorum. 

 

Gülen yüzün hep gülsün. Gülüşün hep sevinçlere vesile olsun inşallah.  

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *