Ara
Gümüşhane
Açık
-1°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,8377 %0.16
51,7041 %0.16
7.183,04 % 2,07
HATA VE İÇİNDEKİLER...
yazar
Eğitimci, şair, yazar
Tüm Yazıları

HATA VE İÇİNDEKİLER...

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Kusursuzluk ve mükemmellik ne kadar çekici kelimeler... Fakat bizim onlara ulaşmamız ise bir o kadar uzak. Aynada gördüğümüze karşı verilmiş sözlerimiz mevcut. Evet, hepimiz amaçlanarak; iyiye ve güzele erişmek için geldik.

Fakat engeller, çıtalar, uzun atlamalar, yarışlar ve hırslarımız var. Ekleyebiliriz, daha neler neler... Bu sınavlardan geçerken yaptığımız hatalar da cabası. Hatalı olmak insanın doğası gereği mayasında bulunuyor. Yaratıcı öyle planlamış; günahsız olana "melek" demiş. Peki ya bize? İnsan, yani eşref-i mahlukat... Hata yapmak genlerimizde varken niye bu kadar tahammülsüzüz kendimize, çevremize ya da maalesef ki kimi zaman da en yakınlarımıza?

Neden sürekli kusur arayıp bulmaya, bulduktan sonra da kurcalamaya çalışır ki insan?

Bahsettiğim; küçük, yani yüksek ses getirmeyen hatalar. Sanırım içe dönüp "Olsun, bir dahaki sefere ya da rezil olmadın merak etme, sen de herkes gibisin" demeye ne çok ihtiyacımız var. Tabii bile bile yapılan kötülükler er ya da geç cezasını bulur, bu hususa sonraları değiniriz.

Kendine şefkat duymak, yapılan yanlıştan doğruyu öğreneceğini kanıksamak, saygıyla benliğine yanaşmak; insanın yeniden yapılanması için elzem ve gerekli. Bilirsiniz, "mükemmel olayım" derken elimize yüzümüze bulaştırdığımız çok olmuştur.

Olmuyor, olmuyor; esneme payı vermeden zorlanıyoruz hayata karşı. Bir tenis topu düşünün, genişçe bir cama sert şekilde fırlattığınızı... Camın kırılma ihtimali yüksek olur, tahmin edersiniz ki. O tenis topunu şimdi de kauçuk zemine attığımızı farz edelim, ne olur dersiniz? Evet, çarpar ve esneyip geri döner; kırmaz ya da dökmez. İşte o tenis topu yaşamın bize getirdikleri, çarptığı zeminler ise bizim tepkilerimizdir. Biz ne kadar katı olursak o kadar kırılıyor ve inciniyoruz.

Daha toleranslı olmak gerekiyor herhalde, hata payları koymak... "Evet, tamam" deyip "Şimdi ne yapabilirim?"i seçip çözüme odaklanmak...

Bildiğimiz üzere, kusursuz olan tek varlık Yaratıcı; bizlerse hatalarımızla tekamül eden insanlarız. Bu demek değil ki koca koca yanlışlara bulaşalım. Amaç; olabilecek eksikleri tahammülle karşılayıp günlük hayatımızı daha yaşanılabilir hale getirip kendimize, çevremize ve dünyaya katkıda bulunmak...

Her sabah yeni güne umutla uyanmak temennisiyle...

Selamlar, sevgiler...

Sümeyra DURSUN
Eğitimci ve Şair

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *