Zaman Zaman Çatlarız, İçimize Işık Girsin Diye
İnsan dediğin, dışarıdan bakıldığında sağlam bir kaya gibidir. Dimdik durur, rüzgâra meydan okur. Ama biliriz ki en sert kayaların bile bağrında ince çatlaklar vardır. O çatlaklar zayıflık değildir; bilakis ışığın içeri sızdığı kapılardır. “Zaman zaman çatlarız, içimize ışık girsin diye” sözü, işte tam da bu hakikati fısıldar kulağımıza.
Hele ki mübarek Ramazan ayının manevi ikliminde… Oruçla incelen nefsimiz, sabırla törpülenen dilimiz, paylaşmayla yumuşayan kalbimiz; aslında içimizdeki sert kabuğun çatladığının işaretidir. Gururumuzun kabuğu kırılmadan tevazu doğmaz. Kibrin duvarları yıkılmadan merhamet filizlenmez. Bazen insanın en büyük imtihanı, kendi içindeki yüksek dağları aşmasıdır.
Çatlamak, dağılmak değildir. Çatlamak, hakikate yer açmaktır. Bir tohum toprağın altında çatlamadan filiz vermez. Bir gönül gözyaşıyla yıkanmadan arınmaz. Ramazan, bize tam da bunu öğretir: Aç kalırken tok gönüllü olmayı, susarken iç sesimizi duymayı, eksilirken çoğalmayı…
Işık huzmeleri karanlığı suçlamaz; sadece var olur ve aydınlatır. Biz de içimize manevi bir iklimi davet etmek istiyorsak, önce içimizdeki kibri çatlatmalıyız. “Ben” demenin gürültüsünü azaltıp “biz” demenin sükûnetine sığınmalıyız. Çünkü gönüllere girmenin yolu, yüksekten bakmaktan değil; eğilip kalbe dokunmaktan geçer.
Hasılı kelam, bazen kırılacağız; ama bu kırılma bizi küçültmeyecek, bilakis büyütecek. Çatlayan yerlerimizden sızan ışık, hem bizi hem de çevremizi aydınlatacak. Yeter ki o çatlakları utanç değil, umut bilelim. Zira en güzel aydınlıklar, en karanlık gecelerin ardından doğar.
Belki de insanın asıl olgunluğu, kusursuz görünmekte değil; içindeki ışığa yer açacak kadar cesur olabilmektedir.
Evet: “Zaman zaman çatlarız, içimize ışık girsin diye" mühür bu.03.03.2026
Yusuf SADIK. Eğitimci, Yazar, Gazeteci, Emekli Milli Eğitim Müdürü