BAHÇELİ’DE SUÇLU KİM ?
Gümüşhane Merkez Bahçeli Beldesi…
Son yıllarda yeni yatırımlar ve katılımlarla hızla büyüyüp gelişirken, bir yandan da beldeki çimento fabrikasının sorumsuzca yaydığı gri tozla mücadele ediyor. Üstelik bu durum, görsel kirlilik aşamasını geçmiş ve insan sağlığını tehdit eden ciddi bir tıbbi riske dönüşmüş durumda. Sadece evlerin ve bahçelerin üzerini kaplamakla kalmıyor; çocukların akciğerlerini, yaşlıların kalbini tehdit ediyor ve tarım ürünlerini mahvediyor.
Çimento fabrikasından ortaya çıkan toz; silika, ağır metal ve mikron boyutlu partiküller içerir. Bunlar solunum yoluyla doğrudan akciğerlere ulaşır ve astım, KOAH, kronik bronşit ile akciğer kanseri riskini ciddi biçimde artırır. Çocuklar ve yaşlılar başta olmak üzere herkes için tehlikeli olan bu durum, bilimsel olarak defalarca kanıtlanmıştır.
Sanayi üretimi elbette gereklidir, fakat bu üretimin insan sağlığı pahasına yapılması kabul edilemez. Çimento tozunun kontrolü aslında teknik olarak mümkündür. Modern torba filtreler, elektrostatik filtreler ve siklon ayırıcılar ile emisyonun yüzde 99’a varan oranlarda azaltılabildiği görülmüştür. Ayrıca kapalı taşıma sistemleri, siloların örtülmesi, toz bastırıcı su püskürtme sistemleri, uçuşan tozu ve zararını da engellemektedir.
Bahçeli’deki fabrikada filtrelerin eksik veya yetersiz çalıştırılması, bakım ve denetim ihlali nedeniyle sorun çözülememektedir. Fabrika sahipleri ve yetkililerin, daha fazla ekonomik kazanç düşüncesi uğruna, halk sağlığı feda edilmekte, siyaset ise yetersiz kalmaktadır.
Hukuki açıdan aslında daha durum net. Türk Ceza Kanunu’nun 181. maddesi çevreye kasten zarar vermeyi suç sayarken, 182. madde taksirle kirletmeyi cezalandırır. 2872 sayılı Çevre Kanunu emisyon ve atıkları kontrol altına tutmayı zorunlu kılar; 8. madde yasak koyar, 15. madde ise ihlalde faaliyetin durdurulmasını öngörür.
Türk Medeni Kanunu ve Borçlar Kanunu ise, komşuların ve halkın zarar görmesi hâlinde tazminat hakkı tanır. Anayasa’nın 56. maddesi ise, sağlıklı çevrede yaşama hakkını güvence altına almıştır. Tüm bu düzenlemeler, Bahçeli’deki fabrikayı hukuk önünde sorumlu kılmaya yeterlidir.
Kanunlara rağmen sorunun çözülmeme nedeni ise, denetimlerin yetersiz, ölçümlerin kısa süreli ve yaptırımların eksik oluşudur. Denetim günlerinde filtreler çalıştırılıp, diğer zamanlarda emisyon serbest bırakıldığında sorun çözülemez. Sürekli ölçüm, resmi veri veya idari baskı olmayınca, hukuk sadece kağıt üzerinde kalmaya mahkumdur.
Yıllardır sorunu idari ve siyasi yoldan çözmeye çalışan belde belediye başkanı Çetin Rıza Tanış; yaptığı basın toplantısında, belde halkının her yola başvurduğunu ve artık sabrının tükendiğini, belde de insanların kanser olduğunu belirtmiştir.
Temiz hava bir ayrıcalık değil, anayasal bir haktır. Bu hakkın korunması hem idarenin hem de toplumun ortak sorumluluğudur. İnsan hayatını ilgilendiren bu meselede sessiz kalmak, bedeli ağır olan bir ihmaldir. Bu nedenle;
SORUYORUZ:
Siyasiler bu önemli sorunu niçin çözmüyor ?
Fabrikanın toz denetimi niçin yapılmıyor ?
Çevre Kanunu m.15 niçin uygulanmıyor ?
Çevre Müdürlüğü niçin etkin ceza yazmıyor ?
Tarım Müdürlüğü hiç inceleme yaptı mı ?
Sağlık Müdürlüğü bölgede tarama yaptı mı ?
Kaç kişinin daha kanser olması bekleniyor ?
Bahçeli sakinleri, daha çok geç olmadan, tozla ve rant sahipleriyle olan bu haksız ölüm-kalım mücadelesini kazanmalıdır. İlgili kurumlara ve Cumhuriyet Başsavcığına şikayet dilekçeleri verip, acilen sayın Cumhurbaşkanımıza ulaşmalıdır. Aksi halde bu suç daha çok gizli kalacak.
Bahçeli’de, fabrikayla birlikte suçlu kim ?
Duymayan siyasiler mi, görmeyen bürokrasi mi?
Çılgın Trump mı, Siyonist Netenyahu mu ?
Yoksa Roma’yı yakan Neron mu ?
30.03.2026 Av. Ali Haydar DERELİ