Gümüşhane
Kapalı
9°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,6337 %0.27
51,6013 %-0.2
6.704,43 % 0,27
Toplumsal Çürümenin Sessiz Ortağı: Suskunluk

Toplumsal Çürümenin Sessiz Ortağı: Suskunluk

YAYINLAMA:

Bir toplumun ayakta kalmasını sağlayan en önemli unsurlardan biri, ortak ahlak anlayışıdır. Bu anlayış yalnızca yazılı kurallarla değil; bireylerin doğruya sahip çıkması ve yanlışa açıkça karşı durmasıyla güçlenir. Ne var ki günümüzde sıkça karşılaştığımız bir tutum, bu temel yapıyı içten içe kemirmektedir: yanlışları örtbas etmek.

Toplum ahlakını zedeleyen davranışlar karşısında “aman ayıptır”, “bana yakışmaz” ya da “kol kırılır yen içinde kalır” anlayışıyla hareket etmek, kısa vadede bir huzur görüntüsü sunsa da uzun vadede ciddi bir çürümenin kapısını aralar. Çünkü görmezden gelinen her yanlış, failine cesaret verir. Üstü kapatılan her olay ise bir sonrakinin daha büyük ve daha pervasız şekilde gerçekleşmesine zemin hazırlar.

Daha da tehlikelisi, bu suskunluk kültürünün gelecek nesillere aktarılmasıdır. Çocuklar ve gençler sadece söylenenleri değil, yapılanları da örnek alır. Eğer bir toplumda yanlışlar normalleştiriliyor, hatalar görmezden geliniyorsa; yeni nesiller de bu davranışları meşru kabul etmeye başlar. Böylece ahlaki yozlaşma bireysel bir sorun olmaktan çıkar, toplumsal bir hastalığa dönüşür.

Unutulmamalıdır ki bir yanlışın karşısında susmak, o yanlışa ortak olmaktır. Kimin yaptığına bakmaksızın; ister en yakınımız ister bir yabancı olsun, insanlara zarar veren ve toplumun değerlerini aşındıran her davranış açıkça eleştirilmeli, gerekli toplumsal tepki gösterilmelidir. Aksi hâlde bugün küçük görülen ihlaller, yarının büyük krizlerine dönüşür.

Toplumun sağlıklı kalabilmesi için hataların üzerini örtmek yerine onları görünür kılmak gerekir. Elbette bu, bir linç kültürünü değil; adaletli, ölçülü ve sorumluluk bilinciyle hareket eden bir duruşu ifade eder. Ancak en azından şu gerçeği kabul etmek zorundayız: Görmezden gelinen her yanlış, büyüyerek geri döner.

Sessizlik bazen en büyük suç ortaklığıdır. Ve bir toplum, en çok da kendi sessizliğiyle çürür. Unutulmamalıdır ki; toplum ahlakını zedeleyen insanlar, yaptıkları hatalara rağmen hâlâ rahatça toplum içinde yer bulabiliyorsa, bu durum bizim yanlışlar karşısındaki suskunluğumuzun bir sonucudur.
 

Eğitimci araştırmacı yazar Şair ÜLKER SADIK 

Son Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız