MUSALLA TAŞINA GELECEĞİZ
Ağayla hizmetkâr yan yana yatar,
Ne asil ne nesil sormuş kara yer.
Âşık Reyhani
Gümüşhane Belediyesi’nin haporlerinden hemen her gün bir yakın hemşerimizin, akrabamızın veya arkadaşımızın dünyanın yalan ve geçici hayatını terk ederek asıl olan Hakk’ın hakikat âlemine göç ettiğini duyuyoruz.
Ya bir muzdarip dertten, ya bir trafik kazasından, yâda hiçbir şeyi yokken birdenbire emaneti asıl sahibine teslim ediyoruz. Ölüm meleği olarak bildiğimiz Azrail (AS), Allah'ın en büyük dört meleğinden biridir ve ruhları kabzetmekle görevlidir; ancak bu görevi tamamen Allah'ın izni ve emriyle yapar.
2003 yılından bu yana 23 senedir Gümüşhane’deyim. Bu zaman zarfında meslekten arkadaşlarım, yüzlerce öğrencim, gerçekten dostlarım veya dost sandıklarım, değerli büyüklerim olmak üzere insanlar biriktirdim.
Bunların içinde birlikte oturup kalktığımız, sırlarımızı paylaştığımız, aynı yer sofrasında yemek yediğimiz, birbirimize komşu olduğumuz ancak incir çekirdeğini doldurmayan sebep ve kaprislerle ilk hatamızda hançerini sırtımıza sorgu ve sualsiz saplayanları gördüm.
Öyle bir hınç varmış ki içlerinde 33 yıllık hayat arkadaşımı kaybettiğimde Gümüşhane Kemaliye Camii’nin musalla taşı önünde acımı içime akıtırken gözüm hep o arkadaş ve dost sandıklarımı aradı durdu. Ama çoğu maalesef gelmediği gibi bir küçücük mesajı dahi çok gördüler bana. Canları sağ olsun ne deyim ki?
Ve ben ise böylesi durumlarda onların en acı günlerini vesile bilerek onlara sarılmaya, onları teselli etmeye, en acı günlerinde yanlarında olmaya ve acılarını bölüşmeye talibim her daim.
Evet, sevgili dostlar. Üstad Reyhani’nin dediği gibi;
Dünya varlığını hayal ederken,
İki taş bir mezar örmüş kara yer.
Ölüm “ağayla hizmetkârın yan yana yattığı”, toprağın altında aynı beş arşınlık bir bez parçası içinde zengin, fakir, yaşlı, çocuk, soylu, soysuz, hamal, Prof. Dr. herkesi eşitlediği ve hemen herkesin yaşayacağı tek gerçeğimiz. Efendimiz (SAV);
"Ağızların tadını kaçıran ölümü, çokça hatırlayın" derken bizlerin yalan olan bu dünyaya tapar derecesine bağlılığımız nedendir.
2026 yılı Nisan’ın üçüncü günü Cuma. Ömrünü öğretmen olarak geçirmiş, yüzlerce pırıl pırıl öğrenciler yetiştirmiş, güler yüzlü, çalışkan ve asil bir insanı yani Pirahmetli Hurşit Ayvaz Hocamızı kaybettik. Ertesi gün öğretmenimizi doğduğu Pirahmet Köyü’nde gözyaşları, dua ve tekbirlerle toprağa verdik.
Hani derler ya “öyle yaşayın ki doğduğunuzda herkes gülmüştü, öldüğünüzde de herkes ağlasın” diye. Yakinen tanıdığım, adamlığına, mümin olduğuna, arkadaşlığı ve dostluğuna yüzde yüz kefil olduğum Hurşit Öğretmenimizi hep en güzel güleç yüzüyle hatırlayacağız.
Mekânı Cennet, Efendimiz (SAV) komşusu olsun inşallah. Bizler razıydık Rabbim’de razı olsun.