SİYASETİN “EDEP” DİLİ
İslam’a göre siyaset; toplumu adaletle yönetme, hakkı koruma, kamu düzenini sağlama ve insanların huzurunu temin etme sorumluluğudur. İslam düşüncesi siyaseti, ahlaki ve vicdani bir emanet olarak olarak görür.
Tarihi gelişim içerisinde filozoflarda siyasetin manasını benzer şekillerde tanımlamışlardır.
“Devlet” adlı eserinde Platon, siyaseti adaleti gerçekleştirme, toplumu erdemli hale getirme ve devleti akıl ile yönetme çabası olarak görür.
Türk toplumunun siyaset geleneğinde yıllarca edep vardı. Sert tartışmalar yaşansa bile devlet ciddiyeti korunur, rakibin şahsiyetine değil fikrine cevap verilirdi. Çünkü siyasetçinin ağzından çıkan söz yalnızca kendisini değil, temsil ettiği makamı da taşırdı. Yavuz Sultan Selim, kendisine hakaret dolu mektupla at pisliği gönderen Şah İsmail’e, en güzel lokumlardan göndermiş ve “muhatabına herkes yakışanı ikram eder” demiştir.
Ülkemizde son yıllarda siyasetin dili sertleşmiş, nezaket yerini öfkeye, fikir yarışı ise şahsiyet kavgasına bırakmıştır. Oysa bir ülkede siyasetçiler birbirine nasıl konuşuyorsa, toplum da zamanla birbirine öyle davranmaya başlar.
Bugün sokakta artan tahammülsüzlüğün, sosyal medyadaki hakaret kültürünün ve insanların birbirini dinlemekte zorlanmasının altında biraz da bu kaba siyaset dili vardır. Televizyon ekranlarında sürekli bağıran, küçümseyen, aşağılayan bir siyaset anlayışı topluma fark edilmeden sirayet eder.
Siyasetçinin kullandığı dil yalnızca bugünü değil, geleceği de şekillendirir. Çünkü bugün kinle yetişen nesiller, yarın aynı öfkeyi devlete, millete ve birbirine yöneltebilir. Bir toplum sürekli gerilimle ayakta tutulamaz. Milletler sadece ekonomiyle değil, ortak vicdanla da ayakta kalır. O vicdanı koruyan şey ise saygıdır.
Gümüşhane’de siyasetin dili yıllarca edepli halini korumuştur. Ailesinden devlet terbiyesi almış Oltan Sungurlu, Turgut Yücel; ilim insanı Lütfi Doğan; gönül insanı Mustafa Canlı gibi değerlerimizin hepsi, siyasi edebin seçkin örnekleri olmuşlardı.
Gümüşhane Üniversitesi geçen haftaya çok büyük etkinliklerle damga vurdu. Ünifest şenlikleri ve stadyumda yapılan final; şehir ile öğrencileri kaynaştırdığı gibi, şenliklere gelen öğrenci aileleri de şehre ayrı bir canlılık kattı. Rektörümüzün göreve gelmesinden sonra başlattığı “Üniversite Şehir Buluşmaları”nın adeta zirvesi oldu.
Rektörömüz; “Mustafa Çalık Kongre Merkezi”, “Hışır Osman Herfene Salonu” gibi değerlerimizin ismini verdiği salonlar, Gümüşhanelinin ihtiyaç duyduğu her konuda verdiği desteklerle görevini en güzel şekilde yapmaktadır. Ayrıca bahar yarıyılını her öğrencinin masasına Türk Bayrağı koyup, “Size Ay Yıldızın Işığı Yeter” sloganı ile başlatıp, ilk derste bayrağın önemini anlatarak milli değerlerimize hassasiyetini de fazlasıyla göstermiştir. Bireysel bir hadiseden, rektörümüze hoş olmayan tabirler kullanmak doğru olmamıştır.
Edep ve ahlak abidesi Gümüşhanevi hazretlerinin hemşehrileri olarak bize yakışan; değerlerimizi korumak, ölülerimizi rahmetle, dirilerimizi saygı ve muhabbetle anmaktır.
Herkes edebine yakışanı yapar…
25.05.2026 Av.Ali Haydar DERELİ