Saygısızlığı Marifet Sanan Bir Anlayış
Bir çocuğun karakteri, sadece okulda değil, önce ailesinde şekillenir. Çocuk; konuşmayı, davranmayı, insanlara değer vermeyi ve sınırlarını bilmeyi anne babasından öğrenir. Bu nedenle bir gencin büyüğüne karşı sergilediği saygısız tavır, sadece kendi davranışı değil, aynı zamanda aldığı eğitimin de bir yansımasıdır.
Büyüğüne karşı kaba konuşmayı, karşısındakini küçümsemeyi veya saygı sınırlarını aşmayı bir özgüven göstergesi sananlar büyük bir yanılgı içindedir. Çünkü gerçek özgüven; insanlara tepeden bakmakta, kırıcı sözler söylemekte veya büyüklerine karşı gelmekte değil, nerede nasıl davranacağını bilmektedir.
Ancak işin daha düşündürücü bir tarafı vardır: Bazı anne ve babalar, çocuklarının bu tür davranışlarını düzeltmek yerine, adeta büyük bir başarıymış ,cesur ve iyi birşey yapmış gibi anlatmalarıdır. Çocuğunun büyüğüne karşı yaptığı saygısızlığı, “kimseye boyun eğmiyor”, “lafını esirgemiyor”, “kimseye pabuç bırakmıyor” gibi sözlerle övünen ebeveynler, aslında yanlış bir davranışı desteklediklerinin farkında olmayabilirler.
Bir gencin bir büyüğüne karşı sergilediği nezaketsizliği gurur duyulacak bir özellik gibi görmek, çocuğa iyilik yapmak değil; onun yanlış davranışlarını pekiştirmektir. Çünkü her anne baba çocuğunun arkasında durmalıdır, ancak bu destek yanlışın yanında durmak anlamına gelmemelidir. Gerçek sevgi, çocuğun her yaptığını alkışlamak değil; gerektiğinde hatasını gösterebilmektir.
Saygısız davranışlarıyla övülen bir genç, zaman içinde bazı önemli değerleri kaybetmeye başlayabilir. Önce insanlardan gördüğü güveni ve saygıyı kaybeder. Daha sonra büyüklerin tecrübelerinden faydalanma fırsatını kaçırır. Çünkü kendisinden önce yaşanmış hayatları küçümseyen bir insan, öğrenme kapılarını kendi elleriyle kapatır.
Unutulmamalıdır ki insanı değerli yapan sadece zekâsı, eğitimi veya sahip olduğu imkânlar değildir. İnsanı asıl yükselten; ahlakı, terbiyesi, konuşma biçimi ve çevresindeki insanlara verdiği değerdir.
Büyüğüne saygı göstermeyen, bu davranışını da bir başarı gibi gören ve gördüğü destekle bunu sürdüren bir genç; aslında kazandığını sandığı şeylerin yanında çok daha büyük kayıplarla karşılaşabilir. Çünkü hayatta kalıcı başarı, insanları kırarak değil; insanlara değer vererek elde edilir.
Bir neslin geleceğini belirleyen en önemli miras, ona bırakılan maddi imkânlar değil; kazandırılan karakter ve değerlerdir.