SELAMLAŞMA
"Yaz dostum, selam almayana yiğit denir mi?"
Barış MANÇO
Öylesi güzel milli ve manevi değerlerimiz vardı ki bugün maalesef her birini kaybetmeye başladık ve kaybetmeye de devam ediyoruz. Yıllar sonra özümüzden, sözümüzden kopmaya başladığımızı, yanlış kültürel erozyonlarla yıprandığımızı, medeniyeti çıplaklıkla dini ve milli değerlere küfretmekte sandığımız bir devir yaşamaktayız.
Hoşgörü yerine kıskançlık, çalışmak yerine kısa yoldan köşe dönmek, dürüstlük yerine yalancılık, liyakat yerine iltimas, okumak yerine cehalet, saygı yerine ukalalık, yardımlaşmak yerine benden uzak Bayburt’a yakın felsefesi içinde yoğrulup duruyoruz.
Bu şehrin en uzak ve dolayısıyla en mahrum köyü olan Demirören’den bile göç edenler, sırtında bir libası bile olmayanlar yıllar sonra köye Mercedes ve TOGG ile döndüğünde tevazünün yerine kibir hastalığına yakalandıklarını gördü bu gözler.
Bugün ailede anne baba evladına söz geçiremiyor, okullarda öğrenci ve veliler öğretmenlere mobbing uyguluyor, apartmanda, toplumda ve çevrede yaşayanlar birbirlerinden haklarından insani ve insafi hasletlerden uzak duruyor.
Ve en önemlisi Gümüşhane gibi değerlerine son derece haiz bir küçük memlekette bile asansörde komşumuza, yolda bir tanıdığımıza, dükkânda müşterimize, okulda öğretmenimize selam vermekten imtina eder duruma geldik maalesef. Bunda TV’lerin lağım kanalarında bize empoze edilen farklı kültürlerin dayatmalarının sebep olduğunu söyleyebiliriz.
Artık kafa kağıdımızda yazmasa da yüzde doksan dokuz küsuru Müslüman sandığımız bir memlekette doğaya, canlılara, komşuya, akrabalara, anne babamıza, eşimize ve evlatlarımıza yaptıklarımızın dinle, imanla, izanla, insafla uzaktan yakından alakası yok.
Toplum adeta cinnet geçiriyor. Toplu taşıma araçlarında yaşlı ve hamilelere yer vermek yerine camdan dağı taşı seyrediyoruz. Apartmanlarda altta kalanın canı çıksın mantığında vur patlasın çal oynaşına devam ediyoruz. Ortak giderlerde hak yemeye devam ediyoruz. Sokaklara tükürmeye, Rabbim’in onlar benim sessiz kullarım dediği hayvanlara işkence ediyoruz. Bize emanet edilen eşlerimize şiddet uyguluyor hayattan koparabiliyoruz. Devletin kademelerine liyakat yerine torpille eşimizi, evladımızı veya yakınlarımızı yerleştirmekte sakınca görmüyoruz.
Evet, maalesef sayfalarca yazabileceğim yanlışlıklarla ömrümüzü heba ediyoruz. Kul hakkı yeme konusunda adeta birbirimizle yarışıyoruz. İletişim kazaları inanın trafik kazalarının önüne geçmiş durumda.
Bir eğitimci, yazar ve şair olarak, 33 yıllık bir öğretmen olarak bu yıl Millî Eğitim Bakanlığı Rehberlik Yıllık Palanı hazırlanmasında genel hedef olarak çok haklı ve yerinde bir tespitle SELAMLAŞMA’yı seçmiştir.
Selamlaşma. Bütün paslı kilitleri çözen bir tılsım olduğunu ifade etmek istiyorum. Büyük şehirlerde zaten tamamen ortadan kalkan bu güzel hasletimiz maalesef Gümüşhane gibi küçük illerde bile kaybolmaya yüz tutmaktadır.
Ebû Hüreyre'nin (RA) naklettiğine göre, Resûlullah (SAS) şöyle buyurmuştur:
“İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Size, yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir iş göstereyim mi? Aranızda selâmı yayın.”