Futbol Sahası mı Siyasi Propaganda Alanı mı?
Türkiye’nin en hassas dönemlerinde bazı siyasi ve bölücü isimlerin kullandığı dil, toplumsal barışa hizmet etmek yerine ayrışmayı körüklüyor. Özellikle spor üzerinden yapılan siyasî göndermeler artık masum bir taraftarlık söylemi olmaktan çıkmış durumdadır. Futbolun birleştirici ruhunu etnik ve siyasî hesaplara alet etmek; sadece tribünleri değil, toplumun sinir uçlarını da germektedir.
Bugün bir futbol kulübünü çıkıp “şu bölgenin siyasî temsilcisi” gibi göstermeye çalışmak, sporun doğasına da Türkiye’nin birlik anlayışına da açıkça aykırıdır. Bir takım Süper Lig’e çıktığında Türkiye liginde mücadele eder; başka bir siyasî yapının değil, Türk futbolunun parçası olur. Bu kadar nettir.
Peki sormak gerekir:
Karadeniz’den çıkan takım kimi temsil ediyor?
Ege’den çıkan takım ayrı bir siyasî kimliğin sembolü mü oluyor?
Elbette hayır!
O hâlde neden bazı çevreler özellikle Güneydoğu üzerinden farklı bir siyasî zemin oluşturmaya çalışıyor? Neden futbol sahaları, kardeşlik yerine ayrışmanın diliyle kirletilmek isteniyor?
Türkiye yıllardır terörle mücadelede ağır bedeller ödedi. Binlerce şehit verdi. Şimdi devlet “terörsüz Türkiye” hedefini güçlendirmeye çalışırken, toplumun önündeki bazı isimlerin kullandığı ayrıştırıcı ifadeler hangi amaca hizmet ediyor? Bu söylemler barış diline mi katkı sunuyor, yoksa yeni gerilimlerin taşlarını mı döşüyor?
Üstelik bu tür açıklamaların sadece sözde kalmadığını herkes biliyor. Tribün psikolojisi, sokak atmosferi ve şehir güvenliği doğrudan etkileniyor. Yarın Anadolu’nun farklı şehirlerinden Diyarbakır’a maç için gidecek taraftarlar nasıl karşılanacak? Tribünlerde hangi sloganlar atılacak? Futbol heyecanı mı konuşulacak, yoksa siyasî gerilim mi üretilecek? Bunlar bugünden düşünülmesi gereken meselelerdir.
Demokratik hukuk devletinde herkes düşüncesini ifade edebilir. Ancak ifade özgürlüğü; toplumu ayrıştırma, etnik fay hatlarını kaşıma ve spor üzerinden siyasî kamplaşma üretme özgürlüğü değildir. Hele ki kamuoyunda etkili isimlerin kullandığı her kelimenin toplumsal karşılığı varken…
Öte yandan yapıcı örnekler de vardır. Mardin 1969 Spor’ un kulüp yöneticileri altyapıdan, gençlerden, üretimden ve sürdürülebilir başarıdan söz ediyor. “Trabzonspor gibi kendi ayakları üzerinde duran bir model oluşturmak istiyoruz” diyen anlayış; bölge gençliğine umut verir. Çünkü sporun gerçek başarısı ayrıştırmakta değil, yetenek yetiştirmektir.
Türkiye’nin ihtiyacı; etnik sloganlar değil, ortak başarı hikâyeleridir. Futbol kulüpleri siyasî hesapların değil, milletin ortak sevincinin adresi olmalıdır.
Kimse unutmasın:
Bu ülkenin adı Türkiye Cumhuriyeti’dir.
Bu lig Türkiye ligidir.
Bu bayrak da hepimizin bayrağıdır.