YAZMASAM OLMAZ- ŞEHRİN NABZINI TUTMAK
Az yükseğine çıktığınızda Bağlarbaşı’ndan Kalederesi’ne tamamını görebileceğimiz bir şehrin sakinleriyiz hepimiz. Hani Gümüşhane’yi hayatında hiç görmeyen Bayburtlu bir Gümüşhaneli arkadaşıyla Trabzon’a giderken ona demiş ki;
“Ben uyuyacağım. Gümüşhane’ye girdiğimizde uyandır beni bakayım Gümüşhane nasıl bir yer…?”
Gümüşhaneli “tamam” demiş. Bir zaman sonra Gümüşhaneli Bayburtluyu dürtmüş;
“Uyan, uyan geldük…!”
Bayburtlu şöyle bir gözlerini ovuşturmuş demiş ki;
“Hani nerde…?” Bizimki bu sefer de demiş ki;
“Geçtük…!”
Gümüşhaneli hemşerilerim kızmasın tabi ki bu işin şakası.
Hal böyle iken bu şehirde son birkaç ayda yaşanan bazı olayları kaleme almak bu şehrin en çok seven ve bu şehre değer katan ödüllü tescili de alan bendenizin “yazmasam olmaz” cihetinden gördüklerim. Kimse üstüne alınmasın diye umut ediyorum.
İlkin defaten yazdım ve benden başka hiç kimse dile getirmedi. 16. yüzyıl tarihi eserimiz Karakol Köprüsü’nün hemen bitişiğine yeni karakol binasının üstelik daha da büyütülerek yapılmasını yanlış görüyorum. Temeli atıldı bu sefer de o tarihi köprünün siluetini bozmayacak bir proje ile tamamlanmasını bekliyoruz.
İkincisi kaldırımların genişletilmesini son derece yerinde görmekle birlikte zamanlama, iklime uygun taş seçimi ve uygulama aşamasını yanlış görüyorum.
Üçüncüsü şehrimizin can damarı ve gözbebeğimiz üniversitemizde kendini bilmez bir öğretim görevlisinin Türklüğün ve töremizin simgesi olan “bozkurt” işaretini yapan üstelik bir genç kız öğrencimize fiziki müdahale etmesini çok ama çok yanlış ve milleti tahrik edici kasıtlı yapılan bir eylem olarak görüyorum.
Dördüncüsü aynı üniversitede okuyan kızların adeta yatak kıyafeti bile demeye ar edeceğimiz, üzerlerinde bir iki bez parçası ile şehrimizde adeta podyuma çıkar gibi hareket etmelerini hayâsızlık olarak görmekle birlikte yolda yürüme hakkı özgürlüğümüzü kısıtlamak olarak görüyorum.
Beşincisi vakti zamanında üç dönem Gümüşhane Belediye Başkanlığı yapan Rahmetli Mustafa Canlı’nın zamanında katlı otopark projesinde bugün yapılmakta olan alanın verilmemesini bugün yeniden kınıyorum. O zaman temel atma töreninde Başkanın bana bizzat dediği;
“O alanı bana vermediler ama ileride orası burayla birleşeceği ümidiyle iki yerden bölüm koyarak orayı tuğla ile öreceğim” ileri görüşlülüğünden dolayı da Mustafa Canlı’yı bir kez daha rahmetle anıyorum.
Eski Belediye binası altındaki mütevazı dükkânında birkaç arkadaşıyla çay içerken kapının önünde köy minibüsüne çuvalını yüklerken zorlanan yaşlı bir hemşerimizin yüküne omuz vermek için çayı bir kenara koyup yerinden fırlayan ve “az kalsın sevabı kaçıracaktık” diyen; insanlığı, dürüstlüğü, yardımseverliği kısacası tüm ahilik özellikleri ile gerçek bir altın kalpli hemşerimiz olan V(Ural) Öz’ü rahmetle anıyorum.
Bir diğer husus şehrimizde atıl durumda bulunan hamamın açılması, hal kurulması ve yeni terminal binasının acilen ve ulaşılabilir bir yere yapılmasını bekliyoruz.
Şehrimizin bilhassa gıda ve tüketim malzemeleri üzerindeki fahiş fiyatların halkımızın alım gücünü etkilediğini, tarla ile tezgâh arasında korkunç bir uçurumun olduğu aşikârdır. Denetleme ve mekanizmasının hayata geçirilmesi gerekmektedir.
Her Kurban Bayramında olduğu gibi bu şehrin belki en değerli yaşayan efsanesi olan, dört dönem Adalet, bir dönem Milli Savunma Bakanlığı döneminde üzerine asla leke kondurmayan, “varlığından utanacağım Gümüşhaneli yoktur” öngörüsü ile bizleri her daim gururlandıran Sayın Bakanımız Mahmut Oltan Sungurlu’nun ellerinden öperek “hoş geldiniz” diyorum.
Beni seven sevmeyen, yazılarımı okuyan okumayan, adam yerine koyan ya da koymayan her Gümüşhaneli hemşerimin kurban bayramını canı gönülden kutluyor, sağlık, huzur ve saadetler diliyorum.
NOT: Bu yazımı yazmama sebep olan yolda yolumu çevirip;
“Mademki bir yazarsın bunları neden yazmıyorsun” dediğiniz konular. O yüzden bunları yazarak bir nevi sizlerin duygularını ve isteklerini dile getirdim.