HER ZİLLETİN BİR İZZET VAR İÇİNDE

Düşmek, aşağılara doğru inmek zor gelir insana, 

Belki de hayatta hazmetmekte kabullenmekte en çok zorlandığımız duygudur bu. 

Düşmek, varlıktan yokluğa, zenginlikten fakirliği, mutluluktan hüzne her güzelden kötü olana bir düşme olacağı gibi her düşmenin de kötü olmadığını bilmek gerek. 

Varlık nasıl sahibinden geliyorsa, yokluğunda sahibinin aynısı olduğunu bilmek gerek. Varlıkta şükür yoklukta küfür olmaz. Şükür hem varlıkta hem yoklukta makbuldür.

Tasavvuf erbabı hep söyler, derler ki; İllet- kıllet- zillet, yani hastalık, fakirlik ve itibarsızlık Allah’ın sevdiği kuluna ara sıra gönderdiği hediyelerdir.  Bu sayede kişi kendini ve ne olduğunu hatırlama fırsatı bulur. Bak insanın tabiatına dert sıkıntı görmeyince rabbini hatırlamıyor. Düşmedikçe farkına bile varmıyor. 

Dedim ya düştüm diye dert etmeyeceksin. Düştüğün zaman sabredeceksin. Ne diyor şeyh Galip; 

Her zilletin elbette bir izzet var içinde 

Seyret çeh-i Ken’ân’ı ne devlet var içinde

Her zorluğun içinde elbet bir izzet, bir kolaylık vardır. Kenan ilinde kuyuya atılan Yusuf oradan çıkıp mısıra sultan oldu diyor. Hikâye malumunuz herkesin bildiği hikâye ama herkesin anladığı hikâyemi bilinmez. Bak buna ibret al diyor. Her inişin bir de çıkışı vardır. Her zilletin elbette bir illeti var…

İnsan hayatı boyunca düşüş yaşadığını bunu hafızasında tutmalı ve demelidir ki bu düşüş bakalım hangi çıkışın habercisi. Lakin buna dahi sabretmek gerek. Acele etmemek sabırla ve güvenle beklemek gerek. Aşki’nin o meşhur beytini hatırlatmak isterim sizlere; 

İvme ey dil sabr kıl ivmek melâlet gösterir 

Görelim âyîne-i devrân ne sûret gösterir

Acele etme ey gönül, sabırlı ol; acele etmenin sonu üzüntüdür. Hele görelim, dünya aynası yüzünü nasıl gösterecek bize

Bugün sana böyle düştüğün görülebilir, ama biraz dur, biraz sabret dibi görmeden çıkamazsın. Her düşmeyi yenilgiden de sayma. Mana içinde mana anlam içinde anlam vardır. Kimisi kuyunun dibine su için iner kimisi esir edilir. Kimisi kuyudan suyla çıkar kimisi sultan çıkar. 

Sultan I. Ahmed bir rüya görür. Rüyasında Nemçe kralıyla güreş tutmaktadır ve sırtının toprağa geldiğini görerek dehşet içinde uyanır. Hemen sual eder Aziz Mahmut Hüdayi efendiye. Gelen cevap ise pek hayret vericidir. Hüdayi efendi cevaben derki ; “  İnsan vücudunda en kuvvetli bölge sırt, cansız maddelerde ise yerdir. Bu iki kuvvet böylesi bir durumda bir araya gelmişse derhal sefere çıkmak gerekir. Çünkü bu rüya zaferin müjdecisidir”

Şimdi görünen yenilgidir. Lakin anlaşılan zaferdir. O yüzdendir ki görünene de itibar etmemek gerek. 

Sabreylemek gerek, sabır öyle bir nimettir ki, sonunda Mevla hiç beklemediğin olayları sebep hiç beklemediğin kişileri aracı kılar. 

YORUM EKLE
YORUMLAR
Talat ASAN
Talat ASAN - 3 hafta Önce

Sehat Bey çok güzel bir yazıydı.Çok teşekkür ederiz. Ağzınıza ve kaleminize sağlık.Sizin hayır bildiklerinizde ve gördüklerinizde şer, şer bildiklerinizde ve gördüklerinizde hayır vardır.Selam ve dua ile...

banner406